YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6235
KARAR NO : 2011/7043
KARAR TARİHİ : 04.07.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, 10.05.2006 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı … şirketince poliçenin iptal edildiğinden bahisle ödeme yapılmadığını, oysa, müvekkiline sözleşmenin feshine ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını belirterek, 8.710.76 TL hasar bedeli ve araç mahrumiyeti zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın 11.09.2004 tarihinde geçirdiği kaza sonucu hurdaya ayrıldığını, daha sonra çıkma parçalarla ve gelişi güzel bir şekilde onarılarak hiç hurdaya ayrılmamış gibi yüksek bedel üzerinden müvekkili şirkete sigortalandığını, davacının kasıtlı olarak gerçeğe aykırı ve eksik beyanda bulunduğunu, 19.12.2005 tarihli ikinci kazanın ihbarı üzerine durumun anlaşıldığını ve poliçenin başlangıçtan beri iptal edildiğini, tazminat miktarının fâhiş olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, sigortalının gerçeğe uygun beyanda bulunmadığı, aracın daha önce pert total işleme tabi tutulduğunu öğrenen davalının akdi iptal hakkını kullanmasının TTK.’nun 1290. ve Kasko Sigortası Genel Şartları’nın C.2.2. maddesine uygun bulunduğu, iptal edilen poliçe primini itirazı kayıt ileri sürmeden alan davacının iptale rıza gösterdiği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2011/6235
2011/7043
1- Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki çekişme, poliçenin iptal edilip edilmediği ve meydana gelen rizikodan davalı … şirketinin sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
TTK.’nun 1290. maddesi uyarınca, sigorta ettiren kimse, sigortacının sözleşme yapılırken gerçek durumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları sigortacıya bildirmek zorundadır. Bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olması her ne kadar sigortacıya gerçeği öğrendiği tarihten itibaren bir ay içerisinde sigortalının kastı varsa akitten cayma hakkı verirse de, sigortalının kastı yoksa, yani ihlal kusura dayanıyorsa bu hak rizikonun gerçekleşmesinden sonra kullanılamaz, sigortacının orantılı tazminat ödemesi gerekir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın C.2.2. maddesinde, gerçeğe aykırı bildirimin sigorta ettirenin kastına dayalı olması halinde, riziko gerçekleşmiş olsa bile sigortacının sözleşmeden cayabileceği hüküm altına alınmıştır.
Aynı genel şartların C.6. maddesinde de, tarafların birbirlerine yaptıkları bildirimlerin noter eliyle veya taahhütlü mektupla yapılacağı, sigortacının bildirimlerini sigorta ettirenin ve sigortalının poliçede gösterilen adresine veya adres değişmiş ise son bildirilen adresine yapacağı, imza karşılığı ile elden verilen mektup veya telgrafla yapılan bildirimlerin de taahhütlü mektup hükmünde olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda davalı vekili, sigortalı aracın dava dışı …’in mülkiyetinde iken İsviçre Sigorta A.Ş. nezdinde kasko sigortalı olduğu dönemde 11.09.2004 tarihinde geçirdiği bir kaza sonucu hurdaya ayrıldığını, çıkma parçalarla ve gelişi güzel tamir ettirilerek, kasıtlı, gerçeğe aykırı ve eksik beyanla, hiç hurdaya ayrılmamış gibi yüksek bedel üzerinden 28.06.2005 tarihinde müvekkili şirkete sigorta ettirildiğini, davaya konu rizikodan önce de 19.12.2005 tarihinde park halindeyken hasarlandığı ihbarı üzerine yapılan ekspertiz incelemesinde bu duruma muttali olunarak ödeme yapılmadığını, poliçenin başlangıçtan beri iptal edildiğini, feshin, acente tarafından sigortalıya telefon edilerek bildirildiğini, yazılı bildirim yapılmadığını savunmuştur.
2011/6235
2011/7043
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan genel şartların hükümleri çerçevesinde, sözlü yapıldığı iddia edilen tek taraflı poliçe iptalinin geçersiz olduğu, davalı sigortacının primleri iade etmesinin ve davacının da bu pimleri almasının poliçenin usulsüz iptaline geçerlilik kazandırmayacağı, rizikonun poliçe yürürlükteyken meydana geldiği dikkate alınarak, işin esası incelenip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.