Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/6340 E. 2011/9307 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6340
KARAR NO : 2011/9307
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (3.kişi), davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte, Pendik 2.İcra Müdürlüğünün 2008/3232 Tal. sayılı dosyasından 11.9.2008 tarihinde uygulanan haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan adresteki kendisine ait menkullerin haczedildiğini, mahcuz makineleri borçlu şirketten fatura karşılığı satın aldığını ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, 18.3.2010 tarihli oturumda da borçlu şirket yetkilisinden olan alacağına karşılık olarak makineleri satın aldığını belirtmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu temsilcisi, davayı kabul ettiklerini, haciz yapılan adresle ilgilerinin bulunmadığını ve mahcuzları davacıya sattıklarını savunmuştur.
Mahkemece; haciz yapılan adresin borçlu şirketin kayıtlı adresi olmadığı, ödeme emrinin bu adreste tebliğ edilmediği ve mahcuzların borçlu şirketle ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 11.9.2008 tarihinde borçlunun yokluğunda ve ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği adresten farklı bir yerde haczedilmiş ise de davacı 3.kişi dava konusu menkulleri borçlu şirketten 22.8.2008 tarihinde fatura karşılığında satın aldığını iddia ederek dava açmış, bilahare borçlu şirket yetkilisinden olan alacağına karşılık malları satın aldığını ileri sürmüştür.
Takip konusu borç 01.2.2007 tarinde doğmuştur. Buna göre, borçlu şirket borcun doğumundan ve takip tarihinden sonra, haciz tarihinden ise çok kısa süre önce kendisine ait menkulleri davacı 3.kişiye satmış görünmektedir. Davacı 3.kişi vergi kaydına ve hacizden sonra kira ilişkisine de dayanarak istihkak iddiasında bulunmuş olmasına karşın, 3.kişinin kayıtlı işyerinin haciz uygulanan işyeri adresi ile bir ilgisi olmadığı gibi, İİK.nun 8.maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz sırasında hazır bulunan ve mülk sahibi olduğunu belirten kişi (3.kişinin ibraz ettiği kira sözleşmesinde kiraya verenle aynı soyismi taşımaktadır) yeri borçlu şirkete kiraya verdiklerini, kirayı alamadığını ve borçlunun mallarını oraya koyduğunu da belirtmiştir. Bu durumda, haciz uygulanan yerin borçluya ait olduğu anlaşılmakta olup, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafından ibraz edilen ve borcun doğum tarihinden sonraki tarihleri içeren belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemez.
Öte yandan, borcun doğumundan ve takipten sonra borçluya ait menkullerin borçlu tarafından davacı 3.kişiye satışı, alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı devir işlemi niteliğinde olduğundan, alacaklının haklarını etkilemeyeceği de açıktır.
O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.