YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6470
KARAR NO : 2011/9947
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak-tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istihkak davasının kabulüne, tasarrufun iptali davasının reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı (karşı davacı) alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (karşı davalı üçüncü kişi) vekili, Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/2106 Takip sayılı dosyasında trafik kaydına 16.04.2010‘da haciz konulan … plaka sayılı aracın 02.09.2009‘da noterde yapılan sözleşme ile üçüncü kişi tarafından satın alındığını, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiğini, satışta muvazaa bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiş, tasarrufun iptali davasının ise reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (karşı davacı alacaklı) vekili, satışta üçüncü kişi vekili olarak hareket eden kişi ile borçlunun kardeş olması ve satış sırasında araç kaydında başka hacizlerin bulunması nedenleri ile davacının borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek durumda olduğunu belirterek istihkak davasının reddine ve tazminata, karşı davanın kabulü ile satışın alacağı karşılayacak oranda iptaline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın noterde yapılan sözleşme ile borç, takip ve ödeme emri tebliği tarihlerinden önce üçüncü kişi tarafından satın alındığı, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiği tasarrufun iptali istemine ilişkin iddiaların soyut olduğu ve kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile istihkak davasının kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı (karşı davacı) alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” ve davalı alacaklının karşı dava olarak İİK’nun 97/17. maddesi uyarınca açtığı “tasarrufun iptali” davası niteliğindedir.
Karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davalarında alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4’nün başlangıçta peşin olarak alınması gerekir.
Davalı alacaklı banka karşı davasını ilk oturumdan önce cevap dilekçesi ile açmıştır, ancak icra takibine konu borcun kredi alacağından kaynaklanması nedeni ile kendisinden harç alınmamıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 123/son maddesinde öngörülen düzenleme ile “bankalara yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemleri kapsayacak şekilde yargı harçlarından muafiyet” getirildiği kabul edilmeden karşı davacı (bankanın) peşin harçtan bağışık tutulması hatalı olmuştur. Nitekim Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de; bankaların kendi öz kaynaklarından veya diğer kredi kurumlarından temin ettikleri kredileri, genel kredi sözleşmesiyle gerçek veya tüzel kişilere teminatlı veya teminatsız olarak kullandırmaları halinde söz konusu maddedeki istisnadan faydalanmaları olanaklı kabul edilmemektedir. (HGK 06.10.2010 gün, Esas: 2010/12–443, Karar: 2010/471)
Yargılama harçları ile ilgili hatalar ise kamu düzenine ilişkin olup aleyhe bozma yasağı kuralının dışında kalır ve re’sen ele alınıp incelenmesi gerekir.
Diğer yandan tasarrufun iptali davasının konusu İİK’nun 280. maddesinde: “malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler” olarak tanımlandığından bu davalarda takip borçlusu yasal hasım konumundadır ve davalı olarak gösterilmese de karşı dava dilekçesi, ekli duruşma gün ve saatini gösterir uyarılı davetiye ile duruşmaya davet edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra toplanacak delillere göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda karşı dava dilekçesinde borçlu davalı olarak gösterilmemiş, duruşmaya çağrılıp taraf teşkili de sağlanmadan karar verilmiştir.
Mahkemece belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan işin esasına girilerek tasarrufun iptali davasının reddine yönelik yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
2. Bozma neden ve şekline göre istihkak davası ile ilgili diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (karşı davacı) vekilinin tasarrufun iptali davası ile ilgili temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle istihkak davası ile ilgili diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı (karşı davacı) alacaklıya geri verilmesine 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.