YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7112
KARAR NO : 2011/8044
KARAR TARİHİ : 22.09.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı taraf aracının müvekkiline ait araca çarpmak suretiyle 3.289,82 TL tutarında hasar meydana getirdiğini, davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunu belirterek bu meblağın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Başak Sigorta AŞ vekili sözleşme süresi içinde araçta işleten değişikliği olduğunu, işleten değişikliğinden itibaren 10 gün sonra sözleşmenin fesih olacağından sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … trafikte adına kayıtlı aracını 12.7.2005 tarihli noter senedi ile 3.şahsa sattığını, işleten sıfatı ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı Başak Sigorta AŞ hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile 3.289,82 TL tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı … ve …’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı … vekili ile davalı …’in aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 20/d maddesi uyarınca “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerin araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, kazaya karışan davalı aracı, davalı … adına trafik sicilinde kayıtlı iken 12.7.2005 tarihli noterde düzenlenen satış sözleşmesi ile dava dışı …’e satılmış, satış tarihi itibariyle de işleten sıfatı, satın alan şahsa geçmiştir. Davaya konu trafik kazası, aracın davalı … tarafından satışından sonra 23.7.2005 tarihinde meydana gelmiştir.
Bu durumda, kaza tarihinde aracın işleteni sıfatı bulunmayan davalı … aleyhinde açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde tazminattan sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
3-Davalı Başak Sigorta AŞ, davalı taraf aracının 8.6.2005/2006 vadeli ZMSS poliçesini düzenlemiştir. Poliçede sigortalı …’ın poliçe vadesi, kaza tarihini kapsamaktadır.
2918 sayılı KTK’nun 94.maddesi hükmüne göre, sigortalı motorlu aracın işleteninin değişmesi halinde, devreden işletene sigortacıya durumu bildirmek zorunluluğu getirilmiştir. Böyle bir durumda, yeni işletenle sigorta sözleşmesinin devam ettirilip ettirilmeyeceği konusunda takdir hakkı sigortacıya bırakılmış olup, sigortacının durumun kendisine bildirilmesinden itibaren ZMSS poliçesi genel şartlarında öngörülen süre içinde sözleşmeyi feshedebilme imkanına sahip olduğu hükme bağlanmıştır.
ZMSS sözleşmesinde, sigortacı ile önceki sigorta ettiren sıfatını taşıyan işleten ve aracı devralan yeni işleten arasındaki bu iç ilişkiler, sigortalı aracın oluşturduğu riziko nedeniyle 3.kişilere zarar verilmesi halinde, 3.kişilere karşı ileri sürülemez. Zira KTK’nun 24.maddesine göre, ZMSS bulunmayan bir taşıtın trafik belgesi alması ve dolayısıyla trafiğe çıkması mümkün değildir.
Somut olayda da, davalı işleten … aracını KTK’nun 20.maddesine uygun şekilde noterce düzenlenen satış sözleşmesi ile kaza tarihinden önce dava dışı …’e satmıştır.
Davalı … vekili işleten değişikliği nedeniyle ZMSS poliçesinin kendiliğinden fesholunduğunu ileri sürmüş ise de bu hususlar zarar gören 3.kişiye karşı ileri sürülemeyeceğinden davalı sigortacının da sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde sigorta şirketi hakkındaki davanın reddi yönünde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekili ile davalı …’in sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene davalı … ve davalı …’e geri verilmesine 22.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.