YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7614
KARAR NO : 2012/1741
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini, istiap haddinin aşılmadığını belirterek şimdilik 30.000 TL’nın kaza tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili kazanın istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana geldiğini, bu halin teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.unci maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafatının alınması gerekmektedir.
Somut olayda davacıya ait aracın ruhsatında … Noterliğinin 26.3.2008 tarih 2739 sayılı yazısı ile rehin bulunmaktadır. Sigorta ettiren ancak sigortalı malın dain ve
mürtehini olan rehin hakkı sahibinin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan tazminat istemek hakkına sahip olur. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır. Olayda rehin hakkı sahibinin tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece rehin hakkı sahibinin muvafakatı olup olmadığının araştırılması, kayıtsız şartsız açık muvafakat sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de;
Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak sigortalı tarafından kasko sigortası şirketine karşı açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10.maddesinde yazılı “Taşıtın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşınması sırasında meydana gelen zararların teminat dışında olduğuna” ilişkin istisna hükmünün uygulanabilmesi için riziko ve istiap haddinden fazla yük ve yolcu taşıma arasında uygun illiyet bağının bulunması ve kazanın sırf bu nedenle meydana gelmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacı vekili müvekkiline ait aracın olay tarihinde saat 04.07’de yapılan ilk ölçümde net yükünün 46100 kg olduğunun tespiti üzerine fazla yükün boşaltılıp saat 04.16’da yapılan ikinci tartımda 26250 kg olarak ölçüldüğünü bunun tutanak altına alındığını, aracın taşıyacağı azami yükün 26000 kg olduğunu, 250 kg fazladan yükü bulunmakla beraber bu fazlalığın yönetmelikçe tayin edilen %5 toleransın çok altında kaldığını (kaskolu araca mevzuatın tanıdığı tolerans miktarının 1630 kg olduğunu) kazanın şerit ihlali nedeniyle meydana geldiğini, aracın 26250 kg toz maden yükü ile yola çıktığını, istiap haddinin aşılmadığını iddia ederek bununla ilgili kantar fişlerini sunmuştur. Davalı sigorta şirketi vekili ise araca yükleme yapan …Madencilik Ltd. Şti’nin tüm müşteri araçlarına iki irsaliye fişi uyguladığını, revizyon fişindeki bilgilerden bu durumun tespit edildiğini, bilgi dökümüne göre davacı aracının 46100 kg yükünün bulunduğunu bu yükle yola çıktığını, istiap haddinin 19850 kg aşıldığını, … Cumhuriyet Savcılığının
2008/1506-779 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair hazırlık soruşturması evrakında da aracın 40 ton civarında maden yükü taşıdığınn belirtildiğini, kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana geldiğini ileri sürerek yükleme yapılan şirketten temin edilen genel bilgi dökümü belgesini ibraz etmiştir. … Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık evrakında kaza anında davacı aracında bulunan yük ölçülmemiş, gözleme dayalı olarak yaklaşık 40 ton civarında maden olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın taşıyabileceği (%5 toleranslı) en fazla yükün 27300 kg olduğu, ikinci tartı fişine göre taşınan yükün 26250 kg bulunduğu bu hesaplamaya göre kazanın araca istiap haddinden fazlama yükleme yapılmış olması nedeniyle meydana gelme ihtimalinin ortadan kalktığı ancak kazanın gelişimi ve araçta oluşan hasar incelendiğinde araca taşıma kapasitesinin çok üstünde yükleme yapılmış olabileceği, kazanın istiap haddinin aşılmıs olması nedeniyle meydana gelmiş olabileceği ihtimalinin daha güçlü hale geldiği madenin toz halinde olmasının daha fazla yükleme yapılmasını kolaylaştırdığını, bu analizlere göre davacı aracının ilk ölçümdeki 46100 kg yükle yola çıktığı kaza anında istiap haddinin çok üzerinde bir ağırlıkla 46100 kg maden yüküyle seyir halinde olduğu, kazanın meydana gelmesinde araca aşırı yükleme yapılmış olmasının etkili olduğu belirtilmiş ise de rapor, durumu tereddütsüz bir şekilde ortaya koyacak bir saptama içermeyip varsayıma dayalıdır. Oysa hasarın teminat dışında kalması için kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması suretiyle meydana geldiğinin kesin şekilde kanıtlanması gerekmektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, davalı tarafın savunması doğrultusunda yükleme yapan Yavuzlar Madencilik Ltd. Şti’nin ticari defter, belge ve kayıtlarında uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak araçlar için iki irsaliye fişinin düzenlenip düzenlenmediğinin, davacıya ait araç için olay tarihinde kaç tane irsaliye fişi düzenlendiğinin davacı aracına yüklenen toz maden yükünün miktarının araştırılması daha sonra mahallinde konusunda uzman bilirkişi ile keşif yapılarak araçların kantarda tartıldığı yer ile yükün fazla olması halinde fazla yükün boşaltıldığı yer arasındaki mesafenin tesbit edilmesi ve 04.07’de 46100 kg olan davacı
aracındaki toz maden yükünün 9 dakikalık süre içinde 19850 kg’lık kısmının boşaltma yerine indirilip tekrar 04.16’da aracın kantara çıkıp 2.kez ölçüm yaptırmasının mümkün olup olmadığının tesbiti hususunda ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi, akabinde …’nden seçilecek konunun uzmanı bilirkişi kurulundan kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana gelip gelmediği hususunda, önceki bilirkişi raporununda irdelendiği tüm dosya kapsamının birlikte gözetildiği gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.