Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7858 E. 2012/2383 K. 29.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7858
KARAR NO : 2012/2383
KARAR TARİHİ : 29.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’ya onun da davalı …’ye satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ile davalı … davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nin 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nin 283/II maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir. Somut olayda dava konusu edilen taşınmazını 3.kişi durumundaki borçlunun kardeşi

Cuma tarafından elden çıkarıldığı ve 4.kişi durumundaki Sabri tarafından satın alındığı gelen kayıtlardan anlaşılmaktadır. Davalı … için tek başına bedel farkının yeterli değildir. Zira davalı … borçlu ile tasarrufta bulunan kişi olmadığından bu davalı açısından tek başına bedel farkı iptal nedeni olamaz ancak davalı borçlu ile aynı köy nüfusuna kayıtlı bu davalının taşınmazı 3. kişi Cuma’dan aynı bedel ve 20 gün sonra satın alması ve komşu taşınmazları olup olmadığı üzerinde durularak borçlunun davalı borçlu Yüsüf’ün alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 29.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.