YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7906
KARAR NO : 2012/6800
KARAR TARİHİ : 25.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı …’ın sürücüsü ve maliki olduğu, diğer davalının trafik sigortacısı olduğu araçta gerçekleşen tek taraflı kazada yaralanarak daimi kısmi maluliyete uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.000 TL maddi tazminat ile 7.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, müvekkilinin poliçe limitleri dahilinde ve kusur oranında sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın davalı sürücünün kusursuz olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” denilmiş, aynı
yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu” belirtilmiştir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı KTK.nun 85 ve 86. maddeleri hükmü uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir 3. kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
Somut olayda;
Davalı …, aracın hem sürücüsü hem de işletenidir. Ceza dosyasında bulunan, 07.04.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda, direksiyon mafsalasının kilitlenmesi şeklinde tezahür eden teknik arızanın sonuç üzerinde asli etkili olduğu, sürücünün kusursuz olduğu belirtilmiştir. Yine bu rapora paralel olarak, 25.09.2007 havale tarihli, makine mühendisi … tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda, kazanın oluşmasındaki ana etkenin araçta oluşan mekanik arıza olduğu, aynı zaman aracın işleteni olan sürücünün kusur ve ihmalinin aracın yıllık bakım ve kontrolünü yaptırmaması olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Mahkemece, sürücünün kazada kusurlu olmadığı gerekçesiyle, aynı zamanda işleten olan davalı … ve işletenin sorumluluğunu üstlenen davalı … şirketi hakkındaki dava reddedilmiştir.
Oysa 2918 sayılı KTK.nun 86/1. maddesinde belirtildiği gibi, araç işleteninin sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın mücbir sebebten veya kazazedenin veya 3. şahsın ağır kusurundan ileri gelmiş olduğunun belirlenmesi gerekir. Direksiyon mafsalasının kilitlenmesi teknik arıza olup, mücbir sebep değildir. Bilindiği gibi teknik arızalar çoğu kez aracın periyodik bakımının zamanında yapılmamış olmasından ileri gelmektedir. Bu durumda mahkemece, söz konusu teknik arızanın aracın periyodik bakımının yapılması halinde öngörülebilir olup olmadığının ehil bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, aynı zamanda aracın işleteni olan davalı ile onun sorumluluğunu üstlenen davalı … şirketinin olaydaki sorumluluklarının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde yanlış gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA
, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.