Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7938 E. 2012/6341 K. 17.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7938
KARAR NO : 2012/6341
KARAR TARİHİ : 17.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkilinin küçük çocuğunun davalının trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda yaralandığını ileri sürerek 7.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kusursuz olduğu ve davacının ibra edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Kusur oranlarının belirlenmesi için alınan ilk bilirkişi raporunda davalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, davacı vekili araç sürücüsünün daha fazla kusurlu olduğunu ileri sürerek rapora itiraz etmiştir. İtiraz üzerine Adli Tıp Kurumu’ndan alınan ikinci raporda bu kez davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı ifade edilmiştir. Mahkemece ikinci rapor hükme esas alınmış ise de ilk rapora sadece davacı tarafından itiraz edilmiş olup, davacı aleyhine olan ikinci raporun hükme esas alınması mümkün değildir. Bu nedenle dosya kapsamı dikkate alındığında hüküm kurmaya elverişli olan ilk bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca, KTK’nun 111.maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Bu düzenlemeye göre açılan dava süresinde olup, mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Bu konuda inceleme yapılmaksızın davalının ibra edildiği gerekçesi ile davanın reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.