YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8020
KARAR NO : 2011/9868
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece İİK.nun 278/2 maddesi uyarınca davanın kabulüne ve dava dilekçesinde harcı ödenen 64.000.00TL.lik alacak ve ferilerini karşılayacak kısım kadar davacı tarafa cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
İİK’nun 278/III-2 maddesinde aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağı ve iptale tabi olacağı öngörülmekte, devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekmektedir. Söz konusu maddenin
uygulandığı hallerde 3.kişinin iyi niyetli ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesi önem arzetmez. Somut olayda dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 100.000.00 TL. ipotekle birlikte 64.000.00 TL. bedelle borçlu davalı … tarafından diğer davalı …’a satılmış olup aynı taşınmazın tasarruf tarihi itibariyle gerçek değerinin ise 623.795.00 TL. olduğu bilirkişiler tarafından belirlenmiş olmakla ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmaktadır. Ancak taşınmazı borçlu davalıdan satın alan üçüncü kişi konumundaki davalı … tapuda düzenlenen resmi akit tablosunda yazılı olan satış bedelinden ayrı olarak banka vasıtası ile de ödemelerde bulunduğunu bildirmiştir. Dosya arasında bulunan banka dekontlarının incelenmesinde davalı … vekili olarak tapuda işlem yapan… tarafından borçlu davalı …’a 01.09.2009 tarihinde 28.700.00 TL, 30.10.2009 tarihinde 23.300.00 TL., 01.09.2009 tarihinde 484.25 TL ödendiği, davalı … tarafından vekili olan…’a satış bedelinin ödenmesi amacı ile 85.000.00 TL. gönderdiği, yine 140.000.00 TL.nin ipotek alacaklısına ödendiği, böylece toplam satış bedelinin tapuda ödenen bedelle birlikte toplam 341.484.25 TL. olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmadığı gibi davalı …’ın borçlunun alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu da kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmadığı gibi kabule göre de davanın kabulüne karar verilmesi halinde davacının dayandığı icra takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği halde davacının dava dilekçesinde bildirdiği dava değeri üzerinden tasarrufun iptaline karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalı …’a geri verilmesine 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.