YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8197
KARAR NO : 2012/4355
KARAR TARİHİ : 10.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı … Berktaş’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazları diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … davanın reddini istemiş, diğer davalı … Berktaş ise taşınmazları emanetçi olarak diğer davalıya devrettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunmaması ve davalıların kötü niyetli olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu edilen 156 ada 5 nolu parsel üzerindeki 107.000.00 TL ipotekle birlikte 2.000.00 TL. bedelle, 2018 nolu parsel ise üzerindeki toplam 300.000.00 TL ipotek ile birlikte 25.000.00 TL bedelle borçlu davalı … Berktaş tarafından diğer davalı …’e satılmış, bilirkişiler tarafından yapılan incelemede ise 156 ada 5 nolu parselin tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 140.000.00 TL., 2018 nolu parelin ise 202.398.00 TL olduğu bildirilmiştir. Böylece görünürde ivazlar arasında fahiş fark bulunmakta ise de davalı … taşınmazların satış bedeli olarak borçlu davalıya Tekstilbank kanalı ile 67.000.00 ve 75.000.00 TL ödemede bulunduğunu, ayrıca taşınmazlar üzerindeki ipotek borcu için 180.000.00 TL ödemede bulunduğunu bildirmiştir. Ancak borçlu davalı …, Tekstilbank kanalı ile yapılan ödemenin Kapital Finans’ta çalışan dayısının oğlu ..’nin şahsi parasından aldıkları 140.000.00 TL.nin kendisine havale ediliyormuş gibi yapıldığını, bu paranın gerçekte ödenmediğini savunmuştur. Bu durumda mahkemece dava konusu taşınmazların üzerindeki ipotek bedellerinin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise kim tarafından ödendiğinin araştırılması, yine davalı … tarafından Tekstilbank kanalı ile davalı …’a gönderilen paranın borçlu davalının savunmasında ileri sürdüğü gibi …’nin hesabından çekilip çekilmediğinin araştırılması gerektiğinde adı geçen şahsın banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, 2018 nolu parsel üzerinde imalathane olduğu tapu kaydında belirtildiğinden bu imalathanenin borçlunun ticari işletmesi olup olmadığı ticari işletme ise hangi tarihlerde faaliyet gösterdiğinin araştırılması ve sonucuna göre İİK.nun 280/son maddesinin olayda uygulama yeri olup olmadığının irdelenmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.