YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8300
KARAR NO : 2011/10474
KARAR TARİHİ : 14.11.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca kanun yararına bozulması talep edilmekle, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını, sigortalıya ödenen 737.00 TL’nın faiziyle birlikte rücuen tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, kazaya karışan aracın, ayrı bir tüzel kişiliğine haiz ESHOT Genel Müdürlüğü’ne ait olduğunu, malik-işleten sıfatlarının bulunmadığını bildirerek, davanın husumet yönünden reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı ESHOT Genel Müdürlüğü vekili, itirazın iptali davasında, takibin tarafı olmayan müvekkili idarenin dâhili dava edilmesinin mümkün olmadığını, kusuru, tazminat miktarını ve faiz oranını kabul etmediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davalı … araç işleteni olmadığından, hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, takibin ESHOT Genel Müdürlüğü yerine …’na yöneltilmesi temsilcide hata olarak kabul edilerek, davalılar ESHOT Genel Müdürlüğü ve … aleyhindeki davanın kabulü ile, bu davalıların takibe itirazlarının 737.00 TL asıl alacak ve 94.34 TL işlemiş faiz toplamı olan 831.34 TL üzerinden iptaliyle takibin devamına, miktar itibariyle kesin olarak karar verilmiş; davalı ESHOT Genel Müdürlüğü vekilinin kanun yararına bozma istemli dilekçesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.04.2011 gün ve 2011/164691 sayılı yazısı ile hükmün, HUMK.’nun 427/6. maddesi uyarınca “kanun yararına bozulması” için temyiz talebinde bulunulmuştur.
Dava, İİK.’nun 67. maddesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Türk Usul Hukuku Sisteminde, bazı istisnai haller dışında, “dâhili davalı” müessesesi bulunmamaktadır. Mahkemece, ancak davada taraf olan kişiler hakkında karar verilebilir. İhtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, bir dava açıldıktan sonra davalı tarafı değiştirmek yada mevcut davalı taraf yanına bir başka davalı taraf ilave etmek, ıslâh suretiyle dahi mümkün değildir. Sorumlu olanlardan biri hakkında dava açıldıktan sonra diğer bir sorumlunun dâhili dava edilmesi ve hakkında hüküm kurulması olanağı yoktur.
Somut olayda, mahkemece, icra dosyasında borçlu olarak gösterilmeyen ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunan ESHOT Genel Müdürlüğü’nün, hasara sebebiyet veren aracın işleteni olarak davaya dahil edilmesi için davacı vekiline süre verilmiş, davacı vekilinin 12.10.2009 tarihli dilekçesiyle adı geçen davaya davalı sıfatıyla dahil edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, ESHOT Genel Müdürlüğü aleyhine usulüne uygun biçimde açılmış ve harcı yatırılmış bir dava olmadığı gibi, yerine, ayrı bir tüzel kişiliği bulunan … aleyhine takip başlatılarak dava açılmasının temsilcide hata olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden, dahili davalı hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.’nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine 14.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.