YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8429
KARAR NO : 2011/11981
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (alacaklı) vekili, … 14. İcra Müdürlüğü’nün 2009/8402 sayılı Takip dosyasında yapılan 16.07.2010 günlü hacze yönelik istihkak iddiasının icra takibini sürüncemede bırakmak için ileri sürüldüğünü, takip borçlusunun üçüncü kişi şirketin ortağı ve şirket yetkilisinin de kardeşi olduğunu, takibe dayanak çekte inşaat malzemesi satışı ile ilgilendiğini belirttiğini ve çek hesabının bulunduğu banka şubesine bildirdiği adresin de haciz adresi olduğunu, haczin İİK’nin 97. maddesi gereğince yapılmış sayılması gerektiğini belirterek istihkak iddiasının reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişi) vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “borçluya dava konusu haciz adresinde tebligat yapılmadığı, takip adresinde yapılan 30.03.2010 günlü hacizde borçlunun hazır bulunarak borcunu kabul ettiği, mahcuzlarla ilgili sunulan faturaların üçüncü kişinin ticari kayıtlarında yer aldığı, bunların borçluya ait olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesi gereğince açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir.
Takip borçlusu icra takibine dayanak çekin keşidecisidir ve imzasının altında “toptan ve perakende inşaat malzemeleri satışı“ ibaresi yazmaktadır. Çekin lehtarı olan davacı şirket, davalı şirket ve borçlu aynı alanda faaliyet göstermektedir. Öte yandan iki ortağı olan üçüncü kişi şirketin hissedarları 07.11.2008’den itibaren borçlu ile kardeşi…dır.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İcra Müdürlüğü’nün sehven aynı Kanun’un 99. maddesini uygulaması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Somut olayda mahcuzların kime ait olduğundan ziyade icra takibine konu borcun şahsi borç niteliğinde olup olmadığının tespiti önem taşımaktadır. İspat yükü altında olan üçüncü kişi borçlunun bağımsız bir iş yeri olduğunu iddia ve ispat edemediğine göre icra takibine konu çekin aslında şirket bünyesindeki ticari faaliyetler sırasında düzenlendiğinin ve istihkak iddiasının ise alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünün kabulü gerekir.
Davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 08.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.