YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9055
KARAR NO : 2011/9181
KARAR TARİHİ : 14.10.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili ile davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Adana 11.İcra Müdürlüğü’nün 2009/80 sayılı takip dosyasında yapılan 01.04.2009 günlü hacze konu makinenin aralarındaki sözleşme uyarınca borçlu şirket tarafından imal ve monte edildiğini, ancak yapımında kullanılan tüm parçaların üçüncü kişi tarafından bedeli ödenerek fatura karşılığında satın alındığını, haczin davacının iş yerinde uygulandığını, burasının ve mahcuzun borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, alacaklının da bunu bildiği halde haciz yaptırdığını, davacı şirketin 2005 yılında kurulup, 17.11.2008’den itibaren unvan değişikliği ile tahıl depolama sistemlerinin imalatı alanında faaliyete başladığını, haciz adresinin de kiralanarak şube olarak tescil edildiğini, işletme ruhsatı için ÇED raporu ve İSO-9001:2008 kalite belgesi alındığını, iş yeri sicil kaydı yaptırıldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı şirketin temizlik sektöründe faaliyet göstermek üzere 09.05.2005’te kurulduğunu, borçlu şirketin ise alanında tanınmış eski bir firma olduğunu, üçüncü kişi şirketin ortaklarının soyadının ilk iki harfi ile borçlu şirket ortaklarının soy isminin ilk hecesinin birleştirilmesi sureti ile 17.11.2008’de alacaklıdan mal kaçırmak için paravan şirket olarak kurulduğunu, dayanılan sözleşmenin adi nitelikte olduğunu ve hacizden sonra düzenlendiğini, kira sözleşmesinin ise ne zaman düzenlendiğinin belli olmadığını, faturaların ödeme emri tebliğinden sonra düzenlendiğini ve kanıt gücünün zayıf olduğunu, işçilik bedelinin en az 500.000,00.-TL olması gerekirken 50.000,00.-TL olarak belirlenmesinin muvazaalı hareket edildiğini gösterdiğini, öte yandan davacı şirketin dava konusu makinenin bedelini karşılayabilecek güçte olmadığını, haciz sırasında üzerinde borçlu unvanı yazan bir makine ile talimatlar görüldüğünü belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, takip talebinde şirket unvanı farklı gösterildiği için ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu gerekçesi ile yaptıkları şikâyet başvurusunun kabul edildiğini, haczin kaldırılması taleplerinin ise reddedildiğini, bu nedenle kararı temyiz ettiklerini ve sonucunun beklenmesi gerektiğini, dava konusu mahcuzun üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlu şirketin sipariş üzerine imalat ve montajını yaptığını belirterek istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “üçüncü kişinin dava konusu makinenin imalatı konusunda borçlu ile imzaladığı sözleşmeye ve mahcuzun parçalarına ilişkin faturalara dayandığı, dava konusu haczin, ödeme emrinin de tebliğ edildiği borçlu şirketin faaliyet adresinde yapılması, üçüncü kişinin de aynı alanda alçıpen bir bölme ile ayrılmış bir yerde faaliyet göstermesi nedenleri ile mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğu ve aksini ispat yükü altında bulunan üçüncü kişinin sunduğu adi nitelikteki sözleşmenin ve faturaların ise istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli görülmediği, aynı iş yeri içinde birbirine geçişi yapılabilen iki bölümde faaliyet göstermeleri karşısında davacı ile borçlunun organik bağ içinde bulunduğunun ve danışıklı hareket ettiklerinin kabulü gerektiği, bu nedenle sunulan faturaların gerçekliği ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmasının da gerekli olmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine ve davalı alacaklı yararına tazminata karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davalı borçlu adına çıkartılan ödeme emri tebligatının 09.01.2009‘da tebliğ edilmesi ile ilgili işlemin usulsüz olduğu yönünde verilen Adana 1.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 15.03.2011 gün, 81–200 sayılı ilamı istihkak davası sonuçlandıktan sonra 29.03.2011’de kesinleşmiştir. Bu durumda henüz takip kesinleşmeden yapılan 01.04.2009 günlü dava konusu haciz de düşmüş kabul edilmelidir.
Hükümden sonra ortaya çıkan bu yeni durum karşısında konusuz kalan istihkak davasında karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
S O N U Ç: Davacı üçüncü kişi vekili ile davalı borçlu vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişi ile davalı borçluya geri verilmesine 14.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.