Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/9081 E. 2011/12349 K. 15.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9081
KARAR NO : 2011/12349
KARAR TARİHİ : 15.12.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne birleştirilen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı, birleşen davanın davacısı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/4071 Esas, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/712 talimat sayılı dosyasından, davalı borçlunun borcu nedeniyle 17.05.2007 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu şirket ile aralarında organik bağ bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulüyle haczin kaldırılmasını, %15 tazminatın tahsilini birleştirilen davanın derdestlik itirazı nedeniyle reddini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacıyla borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu takip konusu işçi alacağının … Otel İşletmeciliği tarafından halen ödenmediğini haciz tamamlanmadığından dava şartının bulunmadığını belirterek davanın reddi ile % 40 tazminatın tahsilini, birleştirilen
dava yönünden ise davalı 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasını dava ve talep etmiştir. Davalı borçlu şirket vekili davalı alacaklının müvekkili şirket tarafından işletilen casinoda çalıştığını davacı 3. kişiden ayrı şirket olduklarını savunmuştur.
Mahkemece davacı 3. kişi tarafından beş alacaklı aleyhine açtığı istihkak davalarının kabulüne alacaklılar tarafından açılan istihkak davasının kaldırılmasına ilişkin birleştirilen davaların reddine karar verilmiş; hüküm Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 12.03.2009 tarihli ilamı ile HUMK 43 ve 45. maddeleri anlamında davalılar arasında bağlantı bulunmadığından beş davanın birleştirilmesinin doğru olmadığı HUMK 46. madde gereğince davaların ayrılmasına karar verilmesi gereğine değinmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak tefrik edilen bu dosyada iddia, savunma ,toplanan delillere göre; haczin davacı 3. kişi şirket adresinde yapıldığı, davacı 3.kişi ile borçlu şirketin ayrı tüzel kişiliklere sahip olduğu, ortaklarının aynı olması nedeniyle davacı 3. kişinin mallarının haczedilemeyeceği alacaklının haciz yapılan otelde çalışmadığı gerekçesiyle esas davanın kabulüne 17.05.2007 tarihinde haczedilen menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına, davalı alacaklının kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın reddine karar verilmiş hüküm, davalı birleşen davanın davacısı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3. kişi tarafından açılmış istihkak davası ile İİK 99. madde gereğince alacaklı tarafından açılmış istihkak iddiasının kaldırılmasına ilişkindir.
Takibin dayanağı borç, davalı-davacı (alacaklı) Meryem Ünal’ın davalı borçlu şirkette 1.3.1996-1.1.2000 yılları arasındaki çalışmalarından kaynaklanan ve mahkeme ilamına dayalı işçi alacağı niteliğindedir. Dava konusu 17.5.2007 tarihli haciz işlemi davacı 3.kişi şirketin işyerinde yapılmış ve ilk bakışta 3.kişi ile borçlu şirketler farklı tüzel kişilikler şeklinde görünse de, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 3.kişi şirket ile borçlu şirketin ortaklarının aynı kişilerden oluştuğu, ünvanlarının aynı
olduğu, aynı/benzer sektörlerde ticari faaliyette bulundukları, aynı adreslerin ortak olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; mevcut Ticaret Sicil kayıtlarında, her iki şirketin de aynı adreslerde ticari toplantılar yaptıkları görüldüğü gibi, borçlu ve 3.kişi şirketlerin 01.11.2009 tarihinden itibaren tamamen aynı adresleri ticari merkezleri olarak kullanmaya başladıkları anlaşılmaktadır. Yine davalı borçlunun haciz adresini 8.8.1994-28.1.1995 tarihleri arasında şube işyeri olarak tescil ettirdiğide görülmektedir. Borçlu şirket vekilinin 19.4.2007 tarihli mal beyanı dilekçesinde de yine … de haciz adresi dışında başka bir adreste talih oyunları masalarını ve makinaları bildirdiği anlaşılmaktadır. Buna göre, borçlu ve 3.kişi şirketlerin görünürde farklı tüzel kişiliklere sahip olmalarına karşın, ünvanları, ortaklık yapıları, iş kolları ve adresleri itibariyle iç içe ve tam bir organik bağ içerisinde bulundukları açık olup, aralarında alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işlemler yaptıkları, yapılan bu işlemlerin ise iyiniyetli alacaklının haklarını etkilemeyeceği, mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararına olduğu kabul edilmeli,karine aksinin davacı 3.kişi tarafından sunulan kesin ve güçlü delillerle ispatlanamadığından 3. kişinin istihkak davanın reddine, birleştirilen davanın ise kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı birleşen davanın davacısı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazları kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı birleşen davanın davacısı alacaklıya geri verilmesine 15.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.