YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/914
KARAR NO : 2011/4200
KARAR TARİHİ : 02.05.2011
MAHKEMESİ : İstanbul Asliye 3. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında, davanın 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanuna dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, Yasanın 27. maddesinde amme alacağını ödememiş borçlulardan müddetinde veya hapsen tazyikine rağmen mal beyanında bulunmayanlarla malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların; ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarrufların hükümsüz olduğunun, 28/1. madde de üçüncü dereceye kan hısımlarıyla, eşler ve ikinci dereceye kadar sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarrufların bağışlama niteliğinde olup iptale tabi olduğu hükme bağlandığı, 30. maddede ise borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafın yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğunun ifade edildiği, 6183 Sayılı Yasanın 4108 Sayılı Yasanın 11. maddesiyle değişen mükerrer 35. maddesi gereğince tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler
gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceğinin, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 3505 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle değişik 10/2 maddesinde de “tüzel kişiler ile küçüklerin…” vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerini yerine getirmemeleri halinde tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödemeleri yerine getirmeyenlerin mal varlıklarından alınacağının hükme bağlandığı, öte yandan Türk Ticaret Kanunun 317. maddesi uyarınca bir anonim şirketin temsil ve yönetimi, aynı zamanda karar organı olarak yetkili yönetim kurulunca yerine getirileceği hükme bağlandığı, somut olay irdelendiğinde 28.4.1998 tarihli dava dışı borçlu şirkete ait ortaklar ve yönetim kurulu üyelerine ilişkin bildirimden, davalı …’in, borçlu şirketin % 52 hisse oranında ortağı, yönetim kurulu üyesi ve kanuni temsilcisi olduğunun bildirildiği, bundan dolayı davalı …’in, 213 Sayılı VUK’nun 10. maddesi gereğince şahsi sorumluluğuna dayanılarak yaptığı tasarrufun iptali dava edildiğinden, davalı …’in borcun doğduğu tarihteki borçlu şirketteki sıfatı, ticaret sicili ve şirket defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Ayrıca, tasarrufun iptali davalarında vekalet ücretinin iptal edilen tasarrufun değeri, takip edilen alacaktan az ise dava konusu tasarruf değeri üzerinden, iptal edilen tasarrufun değeri alacağı geçiyorsa alacak tutarı üzerinden belirlenmesi gerektiği, somut olayda takip konusu alacağın değeri tasarrufun değerinden daha az olduğundan, vekalet ücretinin alacak değerine göre hesaplanması gerekirken tasarrufun değerine göre hesaplanmasının ve davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretinin tamamının davalı … vekili tarafından İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2007/2891 Esas sayılı dosyası ile takibe konduğu anlaşıldığından, davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretinin hangi davalı yararına hükmedildiğinin kararda
açıkça belli olmadığı ve infazda tereddüt yaratacak şekilde vekalet ücreti takdir edilmesi, davalılar ile birleştirilen davanın davalısı dördüncü kişi … arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi davalı … hakkındaki davanın kötüniyeti ispat edilemediğinden reddedilmesi karşısında davalı … yararına ayrıca vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru olmadığına işaret edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, vergi borcunun doğduğu tarihler arasında davalı …’nın, borçlu Şirket yönetim kurulunda yer aldığı, bu nedenle de kendi malvarlığı ile de sorumlu olduğu gerekçesi ile 309.256 TL vergi borcunun davalı …’dan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı … ve davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı … vekilinin ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2-6183 Sayılı Yasa’nın 31. maddesinde, 27, 28, 29 ve 30 uncu maddelerde sözü edilen tasarruf ve muamelelerden faydalananların elde ettiklerini, elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini vermeye, bu kanun hükümleri dairesinde mecbur oldukları belirtilmiş olup, somut olayda davalı borçlu …’dan taşınmazı satın alan oğlu davalı … …’in tasarrufa konu taşınmazı elden çıkardığı ve 4. kişi durumundaki … için iptal koşullarının oluşmadığı belirlenmiş olmakla davalı …’in, bedele dönüşen davadan dolayı takibe konu edilen alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri geçmemek üzere sorumlu tutulmasına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde açıklanan belirleme yapılmadan davalı …’nın dava tarihinden sonraki tarihi içeren vergi borcundan sorumlu tutulmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı açıklanan nedenlerle davalı … ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … ve davacıya geri verilmesine 02.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.