Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/9319 E. 2011/10301 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9319
KARAR NO : 2011/10301
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Manavgat 2.İcra Müdürlüğü’nün 2008/1874 Esas sayılı dosyasında 15.09.2008 günlü haczin uygulandığı otel tesisini içindeki tüm eşyalarla birlikte 16.07.2008’de borçludan satın aldıklarını, mahcuzların bir kısmının bu şekilde borçludan bedelini ödeyerek satın aldıkları ve sonradan kira sözleşmesi uyarınca borçluya kiraya verdikleri eşyalar olduğunu, kira bedeli ödenmediğinden Mahkeme kararı ile borçluyu tahliye ettirdiklerini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili ve davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadıkları gibi cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davacı üçüncü kişinin haczin uygulandığı … isimli oteli, 16.07.2008 tarihinde içindeki tüm eşyalar ile birlikte ve bedelini ödeyerek borçludan satın aldığı, bundan sonra satın aldığı oteli yine borçlu şirkete 13 sayfadan ibaret ekli demirbaş listesi ile birlikte kiraya verdiği, Mahkeme kararı ile buradan tahliye edildiği, dava konusu haczin kira ilişkisinin devam ettiği dönemde yapıldığı, ancak mahcuzların mülkiyetinin üçüncü kişiye ait olduğu, alacaklının haczin yapılmasında kötü niyetli olduğuna dair delil bulunmadığı, ne var ki borçlunun malların kendilerine ait olduğunu söylemesi karşısında tazminata mahkum edilmesi gerektiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı ”istihkak” davası niteliğindedir.
İcra takibine konu borç bir çekten kaynaklanmakta olup çeklerin ileri tarihli olarak düzenlenip verilmesi ticari yaşam içinde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Ne var ki satım sözleşmesine konu bir otelin hemen ardından yine satıcıya kiraya verilmesi ticari yaşam içinde aynı sıklıkla karşılaşılan olağan bir durum değildir. Somut olayda, devir işleminin borcun doğumundan sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak yapıldığının kabulü gerekir. Öte yandan takibe dayanak çekin keşide tarihi ile haciz adresindeki tesisin satışı arasında kısa bir süre bulunması, kira sözleşmesi ile ilgili damga vergisinin takip ve haciz tarihlerinden sonra 16.12.2008’de yatırılması da varılan bu sonucu destekler niteliktedir.
Davanın reddi yerine dosya içeriğine ve oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile kabulü yönünde yazılı biçimde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.