YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9536
KARAR NO : 2011/10065
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ : Ankara Asliye 14. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Doğan Fotoğrafçılık Elektronik San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’ya satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ile davalı Şirket temsilcisi davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı, satışın muvazaalı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Somut olayda davalı 3. kişi Hülya’nın yaptığı ödemelerden dolayı bedel farkının oluşmadığı, yapılan tasarrufun muvazaalı olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
İ.İ.K’nın 280/son fıkrasına göre ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir. Dava konusu dükkanın davalı borçlu şirketin ticari işletmesine dahil bir yer olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ancak az yukarıda belirtilen madde kapsamında ticari işletmenin tamamını veya mühim bir kısmını teşkil edip etmediği hususu üzerinde yeterli araştırma yapılmadan, gerektiğinde uzman bilirkişiden görüş alınmak ve borçlu defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle İİK’nın 280/son maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.