Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/9631 E. 2011/10292 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9631
KARAR NO : 2011/10292
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, trafikte müvekkili adına kayıtlı aracın 2.11.2005 tarihli harici satış protokolüne göre dava dışı …na ait bir başka araç ile takas ve fiilen teslim edildiğini, …’ün takas sonucu haricen aldığı aracı 3.bir şahsa devrettiğini, müvekkilinin aracı devrettikten sonra, aracın hasarlı trafik kazasına karıştığını, kaza sebebiyle karşı tarafın aracında meydana gelen hasardan dolayı davalı … şirketinin müvekkilinden zararın karşılanmasını talep ettiğini ve Bayburt İcra Müdürlüğünün 2009/109 Talimat sayılı dosyası ile haciz işlemi yapıldığını müvekkilinin işleten sıfatı ve zarardan sorumluluğunun bulunmadığını belirterek borçlu olmadığını tesbitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … AŞ vekili kaza tarihi itibariyle geçerli bir satım sözleşmesi bulunmadığını, 2918 sayılı KTK’nun 20/d maddesi uyarınca tescil edilmiş araçların her türlü satış ve devirlerinin noterlerce yapılması gerektiğini, noter tarafından yapılmayan harici satışların geçersiz olduğunu, davacının işleten sıfatının devam ettiğini ve hasardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının 2918 sayılı KTK’nun 3 ve 85.maddeleri uyarınca işleten sıfatının bulunmadığından bahisle, davalı … şirketine, borçlu olmadığının tesbitine ilişkin olarak açılan menfi tesbit davasıdır. Davacı adına trafikte kayıtlı bulunan … plakalı araç, … yönetiminde iken, 24.7.2007 tarihinde sürücü … idaresindeki, … adına kayıtlı … plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Davalı … şirketi zarar gören 69 D 0002 plakalı aracın kasko sigortacısı olup, kendi sigortalısına hasar bedelini ödedikten sonra, araç işleteni olması sebebiyle davacı-borçlu … ve sürücü … hakkında Şişli 6.İcra Müdürlüğünün 2008/17736 sayılı dosyasında 9.093,03 TL asıl alacak ve 513,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.606,45 TL üzerinden icra takibi yapmış; davacı süresinde itiraz etmediğinden hakkındaki icra takibi kesinleşmiştir. Eldeki davada, davacı vekili müvekkilinin aracını kaza tarihinden önce adi yazılı sözleşme ile 3.kişiye sattığını, zilyetliğini devrettiğini, trafikte araç davacı adına kayıtlı ise de işleten sıfatının ve hasardan sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davalı … şirketine borçlu olmadığının tesbitini talep etmiştir. Dosyaya getirilen trafik kaydına göre, davacı olay tarihinde kazaya karışan … plakalı aracın malikidir. 2918 sayılı KTK’nun 20/d maddesi gereğince, trafikte tescil edilmiş araçların noterlerce yapılmayan her türlü satış ve devir işlemleri geçersiz olduğundan, davacı işleten sıfatı ile meydana gelen gerçek zarar miktarından, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Davalı … şirketi, davacı aleyhinde haciz yolu ile icra takibi yapmış olup, icra takibi ilama dayalı olmadığından; davacı araç sürücüsünün kusur durumunun ve sorumlu olunan gerçek zarar miktarının tesbiti gerekir.
Bu durumda mahkemece tarafların olaydaki kusur durumları ve zarar gören davalı … şirketine kasko sigortalı araçta meydana gelen gerçek hasar miktarının tesbiti yönünden, kusur ve hasar konusunda uzman bilirkişi yada bilirkişi kurulundan denetime elverişli, gerekçeli, ayrıntılı, tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirildiği bir rapor alınarak davacının varsa, borçlu olmadığı hasar miktarının tesbiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken sadece 2918 sayılı KTK’nun 20/d maddesi hükmü uyarınca davacının işleten sıfatının bulunduğundan bahsedilerek eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.