YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/973
KARAR NO : 2011/6837
KARAR TARİHİ : 30.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalıya ait aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde iken karıştığı kazada 3. kişiye ait aracın hasarlandığını, zarar gören 3. kişiye 7.762 TL hasar bedelinin ödendiğini, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, bu halin teminat kapsamında olmadığını belirterek 7.762 TL.nin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kardeşinin yönetiminde olan aracın kazaya karışmadığını, kusuru, hasarı kabul etmediklerini belirterek davanın reddine savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 7.762 TL.nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS poliçesine dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nın 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, ZMSS Genel Şartlarının B.4.d.maddesinde tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nın 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasının gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nın 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinden rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK.nın 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK.nın 7.4.2004 gün ve 2004/11- 257-212; YHGK.nın 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK.nın 14.12.2005 gün ve 2005/11 624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; davalı aracının sürücüsü, dava dışı … 203 promil alkollü olarak araç kullanırken kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kuralını ihlal ederek 3. kişiye ait… plakalı araca çarparak, bu aracın hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Kaza tesbit tutanağında 3. kişiye ait… plakalı aracın kasko sigortası şirketi Başak Groupama Sigorta A.Ş tarafından aracın perti uygun görülerek sigortalısına 10.350 TL araç değeri ödenerek ibraname alınmış dava dışı Başak Groupama Sigorta A.Ş davacı trafik sigortası şirketinden %75 kusur oranına göre sigortalısına ödediği 10.350 TL tazminatın 7.762,50 TL.sını talep etmiş, davacı 11.9.2008 tarihinde bu meblağı ödeyerek kendi sigortalısı aleyhine açtığı iş bu davada kazanın mühhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini ileri sürerek, zarar gören aracın kasko sigortası şirketine %75 kusur oranına göre ödediği 7.762 TL.nin davalı sigortalıdan tahsilini istemiştir.
Hükme esas alınan 7.7.2010 tarihli nörolog ve kusur, hasar konusunda uzman makine mühendisi bilirkişilerden alınan raporda hem davalı taraf aracının sürücüsü …’ün kazada %75 oranında dava dışı 3. kişi aracının sürücüsü …’nın %25 oranında kusurlu oldukları belirtilmiş, hem de kazanın salt davalı aracının sürücüsü …’ün aldığı alkolün etkisi ile meydana geldiği belirtilerek kendi içinde çelişki yaratılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkelere göre hasarın teminat dışında kalması için münhasıran (salt) alkolün etkisi haricinde karşı araç sürücüsünün kusuruda dahil olmak üzere başka hiç bir unsurun kazanın meydana gelmesinden etkili olmaması gerekir. Bu konuda mahkemece alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; aralarında nöroloji, sigorta hukukçusu ve kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan; olayın oluş şekli, yol, hava ile 3. kişiye ait aracın sürücüsünün durumu ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip önceki bilirkişi raporuda irdelenmek suretiyle kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurların da etkili olup olmadığının tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve önceki bilirkişi raporunda kendi içindeki çelişkisini giderecek şekilde rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde 3. kişi aracının sürücüsünün de kusurlu olması halinde kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmeyeceği dolayısıyla rücu şartlarının oluşmayacağı hususu düşünülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 30.6.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.