Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/9747 E. 2012/14884 K. 26.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9747
KARAR NO : 2012/14884
KARAR TARİHİ : 26.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili, davalılar Sıdıka ve … vekili ile davalı … Sigorta vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, davalı …’in sürücüsü ve davalı …’nın işleteni olduğu ve davalı … Sigorta’ya … poliçesi ile sigortalı olan araç içerisinde yolcu olarak bulunmakta olan müvekkillerinin desteği …’nin, davalı …’ın sürücüsü, davalı … İnş.A.Ş’nin işleteni olduğu ve davalı …’ya … poliçesi ile sigortalı araç ile çarpışması sonucu vefat ettiğini belirterek davacı baba … için 10.000 TL, anne Nevin için 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, baba için 50.000 TL, anne için 50.000 TL, abla … için 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar … … Sigorta A.Ş. ve …hariç olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile anne için olan talebini 18.000 TL.ye, baba için olan talebini 15.000 TL.ye yükseltmiştir.
Davalı … ve … vekili, kazaya başka aracın görüşü kapatmasının sebep olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … İnş….ve … vekili, kusur oranını kabul etmediklerini ve manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, poliçe limitiyle, kusur oranında ve gerçek zarar ile sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Sigorta vekili ise, poliçe limitiyle, kusur oranında ve gerçek zarar ile sorumlu olduklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, baba için 15.000 TL, anne için 18.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine; baba için 15.000 TL, anne için 15.000 TL, abla … için 5.000 TL olmak üzere toplam 35.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, davalılar Sıdıka ve … vekili ile davalı … Sigorta vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve özellikle oluşan ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasına bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde mülga BK 47 maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına, konusunda uzman bilirkişilerden alınan rapor uyarınca araçta fazla kişi bulunmasının kazanın oluşumunda etkisi bulunmadığının bildirilmesine göre maddi tazminat davasına yönelik davalılar … Sigorta A.Ş, … ve Sıdıka’nın tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.nin 10/2 maddesinde ” davanının kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin 3.kısmına göre hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği” öngörülmesine rağmen tarife hükmüne aykırı şekilde davalılar vekilleri için davacılardan daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3-AAÜT.nin 10/4 maddesinde de manevi tazminat davasının maddi tazminat veya para ile değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda manevi tazminat açısından vekalet ücretine ayrı bir kalem olarak hükmedileceği öngörülmüş iken maddi ve manevi tazminat davası için davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
4-Yargılama sırasında yapılan tüm giderler maddi tazminata ilişkin yapılmış olup, mahkemece tüm tazminatların toplam kabul red oranına göre davacılardan ve davalılardan tahsiline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
5-Davacıların birlikte dava açmaları objektif dava birleşmesi niteliğinde olup davacılar ihtiyari dava arkadaşı konumundadırlar. Buna göre herbir davacı lehine hükmedilen toplam maddi ve manevi tazminat üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmeside doğru görülmemiştir.
6-Karardan sonra davacılar vekili Av…. ile davalılar … ve … vekili Av. … … tarafından düzenlendiği iddia olunan 21.10.2011 günlü sulh sözleşmesi ile adı geçen tarafların manevi tazminat davası yönünden sulh oldukları anlaşılmaktadır.
Bu halde sunulan sulh sözleşmesinin geçerliliğinin araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinde kararın bu yönünden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Sigorta A.Ş, davalılar … ve …’in tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 3, 4, 5 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, 6 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile
hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine, aşağıda dökümü yazılı 798,23 Tl harcın davalılar … Sigorta A.Ş ile … ve …’den tahsiline 26.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.