Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/10183 E. 2012/9582 K. 20.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10183
KARAR NO : 2012/9582
KARAR TARİHİ : 20.09.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Mahkemece alacaklı davacıya taşınmazı davalı …’den satın alan …’ı davaya dahil edip etmeyeceği hususu sorularak davaya dahil etmediği takdirde veya davaya dahil ettiği halde … yönünden iptal koşullarının oluşmadığı takdirde İİK.nun 283/2 maddesi uyarınca davacının davasının nakden tazmine dönüşeceği göz önüne alınarak iptal koşullarının oluşması halinde taşınmazı borçlu davalıdan satın alan …’ın taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacının alacak ve ferileri sınırlı olarak nakden tazmine mahkum edilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davalı … yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne ve 35.000.00 TL. tazminatın davalı …’dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun
bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle borçlu ile davalı … arasındaki tasarrufun iptaline ve kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle davalı dördüncü kişi olan … hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz üzerindeki 25.000.00TL ipotekle birlikte 15.000.00TL bedelle borçlu davalı tarafından davalı …’a satılmış, yapılan bilirkişi incelemesinde taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 30.000.00TL olduğu belirlenmiştir. Tapu kaydı incelendiğinde taşınmaz üzerindeki ipoteğin satıştan sonra terkin edildiği anlaşılmakta, ancak ipotek bedelinin kim tarafından ödendiği anlaşılamamaktadır. Davalı … ipotek bedelinin kendisi tarafından ödendiğini, ayrıca borçlu davalıya taşınmaz bedeli olarak haricen yaptığı ödemeler olduğunu ileri sürerek buna ilişkin banka ve … dekontları ibraz etmiş olduğu halde mahkemece bu yönde bir araştırma da yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece ipotek bedelinin kim tarafından ödendiği, davalı … tarafından dosyaya ibraz edilen banka ve … ödeme dekontlarından yapıldığı anlaşılan ödemelerin hangi amaçla yapıldığının araştırılması, ipotek bedelinin 3. kişi konumunda olan davalı … tarafından ödendiğinin tesbiti ve borçluya resmi kanallarla haricen yapılan ödemeler olduğunun belirlenmesi halinde ivazlar
arasında fahiş farkın varlığından söz edilemeyeceği düşünülerek bu kez olayda İİK.nun 280. maddesinin uygulama yeri olup olmadığının saptanması açısından borçlu davalı ile üçüncü kişi konumunda olan davalı … arasında arkadaşlık, akrabalık, yakın komşuluk, ticari ilişki veya iş ortaklığı gibi bir yakınlık olup olmadığının diğer bir anlatımla davalı …’ın borçlunun mali durumu ile alacaklıları … kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığının belirlenmesi için taraflardan delillerinin istenilerek toplanması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.