YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1022
KARAR NO : 2012/7048
KARAR TARİHİ : 30.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın davalı … yönünden reddine, davalı … yönünden kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu İsmail’in üzerine kayıtlı taşınmaz ve aracını mal kaçırma amaçlı davalı … ve …’a sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ve …, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre sonrasında açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, borçlu ile aralarında yakınlık veya tanıdıklık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı … yönünden, borçlunun trafik kazasından 4 gün sonra tüm taşınmazlarını yakın akrabası olan davalıya gerçek değerinin çok altında satması nedeni ile iptali gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı … yönünden ise davalının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada taraflarca öne sürülen maddi olguların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak HUMK’nın 76. maddesi (HMK md. 33) gereğince hakimin doğrudan görevidir.
Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe ve yargılama aşamasındaki açıklamalara göre, dava niteliği itibariyle BK’nın 18. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Yüzeysel bakıldığından iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. Davacının iddiasına göre bu davadaki amacı alacaklarını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. İİK’nın 277. ve devamını izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir.
Somut olayda mahkemece davanın İİK 277 ve devamında düzenlenen tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilerek davalı … yönünden, borçlunun trafik kazasından 4 gün sonra tüm taşınmazlarını yakın akrabası olan davalıya gerçek değerinin çok altında satması nedeni ile iptali gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı … yönünden ise davalının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, BK’nın 18. maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olarak yapılacak değerlendirmede de davalı …’a satışı yapılan taşınmazların alacağı doğuran haksız fiil eyleminden dört gün sonra davalı borçluya ait dava konusu edilmeyen diğer taşınmazları ile birlikte tamamının satılmış olması, dava konusu taşınmazların tapuda gösterilen satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değerleri arasında mislini aşan oranda fark bulunması, yargılama aşamasında dinlenen tanıkların borçlu ile davalı …’ın birbirlerini tanıdıkları yönündeki beyanları dikkate alındığında bu davalı yönünden davanın kabulüne, davalı …’nin ise borç ile arasında akrabalık, arkadaşlık veya ticari ilişki gibi borçlunun alacaklılarından mal kaçırma ya da alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun kanıtlanamaması bakımından adı geçen davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesini gerektireceği gözönüne alınarak sonucu itibariyle doğru olması nedeniyle, hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekili ve …’ın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.427,50 TL kalan
onama harcının temyiz eden davalılar … ve …’dan alınmasına 30.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.