YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10229
KARAR NO : 2012/9519
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
Davacı … AŞ. ile davalı … arasındaki dava hakkında Emirdağ Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.04.2011 gün ve 2010/480 E, 2011/280 K sayılı hüküm Dairenin 1.3.2012 gün ve 2011/8530-2012/2450 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 6100 sayılı HMK.nun geçici 3.maddesinin 2.fıkrası delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Yasanın 442. maddesi uyarınca 203,00 TL para cezasının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydettirilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 43,90 TL peşin harcın karar düzeltme harcına mahsubuna 18.9.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılamasının 24.2.2011 günlü oturumunda ” 1-Mahallinde delillerin değerlendirilmesi amacı ile 25.2.2011 günü saat 14.30 da keşif icrasına, ve rekafate trafikçi bir polis bilirkişi alınmasına, 2-Afyonkarhisar Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın bir makina mühendisi bilirkişiye tevdi ile araçta meydana gelen hasarın 2010 yılı itibariyle değer tesbitinin istenilmesine, bilirkişiye 175,00 TL ücret takdirine…. masrafı yatırması için davacı vekiline 10 gün kesin mehil verilmesine, aksi takdirde mevcut delil durumuna göre karar verileceğine ihtarına, duruşmanın 21.4.2011 günü saat 10.00’a bırakılmasına ” karar verilmiş,
Mahallinde 25.2.2011 günü trafik polisi bilirkişi marifetiyle keşif yapılmış,
Bilirkişi tarafından düzenlenen 28.2.2011 havale tarihli rapor ve kroki dosyaya ibraz edilmiş,
Tevsik edilmediğinden bahisle davacı vekilinin mazeretinin reddedildiği 21.4.2011 günlü oturumda kesin süreye rağmen hasar incelemesi için bilirkişi ve talimat giderleri ödenmediğinden davanın reddine karar verilmiş,
Mahkemece verilen kesin süreye ilişkin ara kararı mülga HUMK.nun 163. maddesine uygun bulunduğundan davacı vekilinin temyiz istemi sayın çoğunluk tarafından reddedilerek yerel mahkeme kararı onanmış, davacı … vekilinin karar düzeltilmesi istemi de sayın çoğunluk tarafından onama kararındaki görüş doğrultusunda red edilmiştir.
Sayın çoğunluğun karar düzeltme talebinin reddine ilişkin görüşüne katılamamaktayım.
Zira;
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin Adil Yargılanma Hakkı Başlıklı 6. md ” Herkesin gerek medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili nizalar gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasa ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip” bulunduğu,
TC Anayasasının 141/son md ” davaların en az giderle ve mümkün olan suratle sonuçlandırılmasının yargının görevi” olduğu,
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı HUMK.nun 77. md ” Hakimin tahkikat ve muhakemenin mümkün olduğu derecede surat ve intizam dairesinde cereyanına ve beyhude masrafa meydan verilmemesine dikkatle mükellef” bulunduğu,
HUMK.nun 163 md ” …. kanunun tayin ettiği müddetlerin kati olduğu, bu müddetlerde yapılması lazım olan muamelenin yapılmazsa o hakkın sakıt olacağı, hakimde tayin ettiği müddettin kati olduğuna karar verebileceği..” öngörülmüştür.
Günümüzde bir çok davanın uzun sürdüğü vakıa olup yargılamanın uzun sürmesi ve adeletin geçikmesi çeşitli nedenlerin yanı sıra yargılama kurallarının gereği gibi hem mahkemelerce hem de taraflarca uygulanmamasından kaynaklanmaktadır.
Gerçek, etkin hukuki bir koruma ve adil yargılama, yargılamanın özellikleri çerçevesinde mümkün olduğunca en basit, en çabuk ve en ucuz olanıdır. Doğru ve gerçek anlamda hukuki koruma sadece doğru karar verilmesini değil, bu hakkın mümkün olduğu kadar makul sürede gerçekleşmesinide gerektirir.
“Geçiken adalet, adalet değildir.” özdeyişi bu nedene dayanmaktadır.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen Adil Yargılanma Hakkının sağlanabilmesi için çabuk değil makul süre içinde yargılama yapılması gereklidir. Yargılamanın hızlandırılması sağlanırken bu her ne pahasına olursa olusun biçiminde yapılmamalıdır. Aksi takdirde hızlı, fakat hatalı kararlar verilmesi tehlikesi ortaya çıkarki amaçlanan bu değildir. Adalet çabuk bir karar uğruna oldu bittiye getirilmemelidir. Önemli olan hızlı bir yargılama yapmak değil, doğru bir yargılamayı, o yargılamanın gerektirdiği sürede tamamlamaktır. (Y. 1.H.D. 11.9.1996 gün 8913-9700 sayılı ve Y.13 H.D 26.3.1992 gün 2432-2924 sayı)
Mahkemenin yargılama işlemleri sırasında basit ve ucuzluğada önem vermesi gerekir. Tek bilirkişinin çözeceği bir sorun için birden fazla bilirkişi atanmış olması vs usul ekonomisine aykırıdır. (Y.15 H.D 23.9.1998 gün 3093-3514 sayı)
(Medeni Usul Hukuku-Pekcanıtez- Atalay-Özekez- sh.277)
İster yasa, ister hakim tarafından belirlenmiş olsun kesin süre içinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek için getirtilen kesin mehil kuralı, yasanın amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece 24.2.2011 günlü oturumda olay mahallinde 25.2.2011 günü saat 14.30’da kusur yönünden trafik polis memuru bilirkişi refakati ile keşif yapılmasına karar verildikten sonra, henüz keşif yapılmadan, trafik polisi memuru raporunu ibraz etmeden, rapor taraflara tebliğ edilip, varsa rapora karşı itirazlar belirlenmeden, bu suretle kusur durumu netleşmeden, mahkemenin kusur durumuna göre belki de gerek kalmayacak hasar için bilirkişi incelemesi giderlerini depo etmek üzere aynı gün başlayan 10 günlük kesin süreyi vermesi mülga HUMK.nun 163. maddesine aykırıdır.
Mahkemece kesin önel kuralı yasanın amacına uygun kullanılmamış, gereksiz bir acelecilikle bilirkişi raporu tebliğ edilmeden davacı vekilinin mazeret bildirdiği mütekakip oturumunda davanın reddine karar verilmiştir ki bu halde İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6, TC Anayasanının 141/son ve HUMK.nun 77 maddesindeki davanın makul süre içinde hakkaniyete uygun şekilde sonuçlandırılmasını öngörülen hükümlerinede aykırılık teşkil etmektedir.
Keza Olay mahallinin tüm özelliklerini ve oluş şeklini belirleyen zabıtaca düzenlenmiş trafik kazası tesbit tutanağının varlığına ceza dosyasının delil olarak getirtilmiş olmasına, tarafların tanık vs başkaca bir delil bildirmemiş bulunmasına, hasar incelemesi ile birlikte kusur incelemesininde ehil makina mühendisi bilirkişiye yaptırılması mümkün iken mahallinde olay yerini görme dışında hiç bir işlem yapılmayan trafik polisi marifetiyle gereksiz keşif icrası suretiyle yargılama giderlerinin arttırılması, yargılamanın basit ve ucuzluğu kuralının ihlali suretiyle TC Anayasının 141/son ve HUMK.nun 77 maddesine aykırı davranılmıştır.
Açıklanan nedenlerle kesin önel yasanın amacına uygun kullanılmadığından sonuç doğurması mümkün değildir.
Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının bozulması gerekmekte iken onanmasına ilişkin Daire kararının karar düzeltme yolu ile ortadan kaldırılarak karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken talebin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.