Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/10381 E. 2013/4371 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10381
KARAR NO : 2013/4371
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili davalı …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiş, yargılama sırasında taşınmazı satın alan …’e dava ihbar edilmiş ve davacı tarafından dava tazminat istemine çevrilmiştir.
Davalılar reddini savunmuşlardır.
Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne ve 41.000.00 TL.nin davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, davalı … hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın ön koşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasar-
rufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda dava konusu taşınmaz üzerindeki 50.000.00 TL ipotekle birlikte 41.000.00 TL bedelle borçlu davalı … tarafından 3. kişi konumunda olan davalı …’a satılmış olup bilirkişiler tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 140.000.00 TL olduğu bildirilmiş, böylece ipotek bedeli dahil edildiğinde ivazlar arasında bir misli fark oluşmadığı anlaşıldığı gibi davalı …’ın borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu da kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı …’ın tazminatla sorumlu tutulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 28.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.