Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1063 E. 2012/6670 K. 23.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1063
KARAR NO : 2012/6670
KARAR TARİHİ : 23.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı İdare tarafından gönderilen haciz bildirisine süresinde itiraz edilememesi üzerine gönderilen ödeme emirlerinden dolayı davalı İdare’ye borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının dava dışı Ortadoğu İtriyat Medikal Laboratuar Malzemeleri İlaç Pazarlama İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.ye borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacı şirketin haciz ihbarnamesinin tebliği tarihinde dava dışı Ortadoğu İtriyat Medikal Laboratuar Malzemeleri İlaç Pazarlama İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.ye borcu olmadığının bilirkişi raporu ile belirlenmesine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-6183 sayılı Kanun’un 79/III. maddesi uyarınca alacaklı kamu idaresi tarafından kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi, aynı bentte gösterilen nedenlere
dayanarak haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak itiraz edebilir. Aynı maddenin IV. bendine göre de herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açma hakkına sahiptir. Somut olayda da davacıya, alacaklı vergi dairesi tarafından gönderilen haciz bildirisi 20.11.2009 tarihinde tebliğ edilmiş ancak davacı, Kanun’da belirtilen yedi günlük süreyi geçirdikten sonra haciz bildirisine karşı itirazlarını bildirmiş daha sonra gönderilen ödeme emirlerine karşı eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Şu halde davacı her ne kadar Kanun’un öngördüğü yöntem dahilinde kamu borçlusuna karşı haciz bildirisinde belirtilen borcu olmadığını ispat etmiş ise de davanın açılmasına kendisi sebep olmuştur. Yasal sürede haciz bildirisine itiraz etmeyerek bu davanın açılmasına neden olması nedeniyle de davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Kabule göre de 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde 16/6/2009 tarihinde ve 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiğinin yazılmış olmasına karşın mahkemece nisbi vekalet ücreti tayini de yanlıştır. Ne var ki bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2.maddesi delaletiyle HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin 7 numaralı bent içeriğinin tamamen çıkarılarak yerine “Dava açılmasına davacı taraf sebebiyet verdiğinden lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,” ibaresinin yazılmasına 8 numaralı bendinde yer alan “davalıdan alınarak davacı tarafa iadesine,” ibaresinin çıkarılarak yerine “ davacı üzerinde bırakılmasına,” ibare-
sinin yazılmasına ve hükmün bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.