YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10886
KARAR NO : 2012/12733
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı açılan davanın İİK’nun 82/2. maddesi uyarınca haczedilmezlik şikâyeti niteliğinde bulunduğunu, diş hekimliği mesleğinin icrası sırasında elzem olan dişçi koltuğu ve aksesuarlarının haczedilemeyeceğini belirterek şikâyetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar vermiş; hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 06.01.2012 gün, 2011/366378 sayılı kanun yararına bozma talebi ile temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi), …İcra Müdürlüğü’nün 2007/10689 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, …İcra Müdürlüğü’nün 2011/581 sayılı Talimat dosyasında yapılan 02.05.2011 günlü hacze konu dişçi koltuğu ile aksesuarlarının kendisine ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda; açılan davanın İİK’nun 82/2. maddesi uyarınca haczedilmezlik şikâyeti niteliğinde bulunduğunu, diş hekimliği mesleğinin icrası sırasında elzem olan dişçi koltuğu ve aksesuarlarının haczedilemeyeceğini belirterek şikâyetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar vermiş; hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 06.01.2012 gün, 2011/366378 sayılı kanun yararına bozma talebi ile temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü “istihkak” iddiasına ilişkindir.
Davacı üçüncü kişi, dava konusu mahcuz ile ilgili haczedilmezlik şikâyetinde bulunma olanağına sahip olduğu gibi istihkak davası açma hakkına da sahiptir. Dava dilekçesindeki anlatımdan ve sonuç bölümünden istihkak iddiasında bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır.
İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi gereğince genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Davanın açıldığı tarih itibarı ile 6100 sayılı HMK’nun 320/1. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır.
Bu durumda yapılması gereken iş öncelikle duruşma günü belirleyerek taraf teşkilini sağlamak, bu dava şartlarının tamamı mevcutsa bu kez tarafların toplanan tüm delillerine göre işin esası hakkında bir karar vermekten ibarettir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi hatalıdır ve bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nun 363. maddesi (1086 sayılı HUMK’nun 427. maddesi) uyarınca hükmün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile kanun yararına BOZULMASINA, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.