YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11017
KARAR NO : 2013/16545
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı … ve Çetinkaya inşaat Taah. San ve Tic. Ltd. Şti vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Ak Dekorasyon Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla hakediş olarak davalı Çetinkaya İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden almaya hak kazandığı daireyi 1.4.2009 tarihinde davalı … adına tescil ettirdiğini, …’ın aynı daireyi 24.4.2009 tarihinde dahili davalı …’a, onun da 5.5.2010 tarihinde …’ye sattığını, davalı …’in borçlu şirket ortaklarının babası, dahili davalılar Sami ve Yakup’un ise borçlu şirketin çalışanları olduğunu belirterek tasarrufun iptali ile borçlu şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; 11.7.2011 tarihli dilekçe ile talebini ıslah ederek dava konusu taşınmaz … tarafından da satılmış olması nedeniyle 175 000,00 TL olan daire bedelinin davalı …, Sami ve Yakup’tan tahsilini talep etmiştir.
Davalı borçlu şirket savunma yapmamıştır.
Davalı Çetinkaya İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki 1.12.2008 tarihli sözleşme gereği hakediş olarak dava konusu taşınmazın borçlunun isteği üzerine davalı …’a devredildiğini, borçtan devirden sonra gönderilen haciz ihbarnameleri ile haberdar olduklarını,borcun tarafı olmadıklarından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, oğullarına ait borçlu şirketin davalı Çetinkaya Ltd. Şti’ne karşı edimlerini yerine getirmediğinden dava konusu taşınmazı hakediş olarak elde edemediğini, taşınmazın bedeli karşılığı müvekkili tarafından alındığını ve daha sonra satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı … davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı … dava konusu taşınmazı iyiniyetle ve 115.000 TL bedelle aldığını, 24.2.2011 tarihinde de sattığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davalı borçlunun diğer davalı Çetinkaya Ltd Şti.ile 1.12.2008 tarihinde yaptığı sözleşme gereği hakettiği dava konusu taşınmazı mal kaçırma amacıyla borçlu şirket ortakların babası davalı … adına tescil ettirmesinin İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi olduğu, ancak taşınmaz adı geçen davalı tarafından elden çıkarıldığından, bilirkişi tarafından belirlenen 175.000 TL üzerinden davanın bedele dönüştüğü gerekçesiyle; dava konusu bağımsız bölüm, aleyhlerine dava açılan Çetinkaya İnşaat, Ak Dekarasyon ve… yönünden açılmış ise de bu bağımsız bölüm 3.şahıs durumundaki … ve ondan da devredildiğinden bilirkişi tarafından belirlenen değer üzerinden parasal olarak davacıya takip konusu borca yetecek oranda takip yetkisi verilmesine, 3.şahıslar … ve Yakup Ekşi yönünden davanın reddine karar verilmiş hüküm; davalı … ve Çetinkaya İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Davalı Çetinkaya İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazları yönünden;
1-İİK’nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK md. 105, 143) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
HUMK.nın 388. ve 389. maddeleri uyarınca taraflara yüklenen sorumlulukları açıkça gösteren ve her türlü tereddütten uzak, uyuşmazlığın esasını çözecek biçimde infazı kabil hüküm verilmesi gerekir.
Somut olayda; davalı Çetinkaya İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. dava konusu taşınmazı davalı borçlu ile aralarındaki 1.12.2008 tarihli sözleşme gereği hakediş olarak davalı borçluya vermeyi taahhüt eden işveren durumunda olup, dava konusu taşınmazı borçlu şirketin talimatı gereğince davalı …’a devretmiştir. Adı geçen şirket İİK 282.madde kapsamında borcun ve tasarrufun tarafı olmadığından hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Kendisine husumet yöneltilemeyecek olan davalı Çetinkaya İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin harç, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile sorumlu tutulması da bu nedenle doğru değildir.Açıklanan nedenlerle davalı Çetinkaya İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazların kabulü ile hükmün adı geçen şirket yönünden bozulması gerekmiştir.
2-Davalı … vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı borçlu Ak Dekorasyon Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin hakediş olarak elde ettiği dava konusu taşınmazı mal kaçırmak amacıyla borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek durumda olan davalı … adına tescil ettirmesine (nam-ı müstear), davalı 3.kişi …’ın borçlu şirket ortaklarının babası olması nedeniyle anılan taşınmaz satışının İik 278/3-1 ve 280/1 madde hükümleri gereğince iptale tabi bulunmasına ve davanın İİK 283/1 madde gereğince bedele dönüşmesine göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Davalı … yönünden kurulan hüküm HUMK’nun 388 ve 389.maddeleri gereğince taraflara yüklenen sorumlulukları açıkça gösteren ve her türlü tereddütten uzak, uyuşmazlığın esasını çözecek biçimde infazı kabil hüküm niteliğinde görülmemiştir. Mahkemece, davalı borçlu şirket ve Şerafat Cırık yönünden davanın kabulü ile dava konusu 1.4.2009 tarihli tasarrufun iptaline, dahili davalıların kötüniyetli oldukları ispatlanamadığından davalı … yönünden dava bedele dönüşmüş olmakla davalı 3.kişi …’dan dava konusu taşınmazı elden çıkardığı 24.4.2009 tarihindeki gerçek değeri olan 175.000,00 TL tazminatın davacının dava konusu takip dosyalarındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olarak tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, 3.bentte yazılı nedenlerle … vekilinin, 1.bentte yazılı nedenlerle davalı Çetinkaya İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazların kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar Çetinkaya İnşaat Taah. San ve Tic. Ltd. Şti ve …’a geri verilmesine 26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.