YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11029
KARAR NO : 2012/13619
KARAR TARİHİ : 05.12.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı … Sigorta’ya kasko poliçesi ile sigortalı olan aracın hasarlandığını, hasar bedelinin tahsili için açılan davada alacağın faizinin talep edilmediğini, dava açılırken fazlaya dair hakların saklı tutulduğunu belirterek önceki davada talep edilmeyen ve ilk dava tarihinden itibaren işlemiş avans faizi olan 5.970 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Sigorta vekili, kaza tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere göre, BK.nun 133. maddesi kapsamında bir alacağın faizinin de asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olup asıl alacağa ilişkin dava açılmasının faiz alacağını etkilemediği, KTK.109. Maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat faizinin tahsili istemine ilişkindir.
Faiz alacağı zaman geçtikçe doğan bir alacak olmakla dava açıldığı tarihten geriye doğru hesap edilebilecek zamanaşımı süresi içinde istenebilir.
Mülga 818 Sayılı BK.131.maddesi gereğince asıl alacak zamanaşımına uğradığında faiz ve diğer ek haklar da zamanaşımına uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabidir. BK.133/2 maddesi gereğince alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zamanaşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konudur.
Mülga TTK.1268 maddesi gereğince kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalar iki yıllık zamanaşımına tabidir.
Faiz alacağının ayrı bir dava konusu olmasını engelleyen bir yasa hükmü olmadığı gibi faiz isteği, asıl alacağın bir bölümü olmadığından ayrı bir alacak niteliğinde olup esas alacak tahsil edilmedikçe ayrı bir davayla istenebilir.
Yine asıl alacağın ödenmesi için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmaması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına engel değildir.
Mülga 818 Sayılı BK’nun 113.maddesinin 2.fıkrasında kabul edilen esas, asıl borcun ödenmesi ile ilgili olup bu madde ile, asıl borcun ödenmesi sırasında işlemiş faizleri isteme hakkı saklı tutulmamışsa artık faizin istenemeyeceği belirtilmektedir. Faiz alacağına ilişkin davanın açıldığı tarihte asıl borç ödenmemiş ise faizi istenebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından davalıya kasko sigortası poliçesi ile sigortalanan araç hasarının davalı … şirketince ödenmemesi üzerine … Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nin 2008/551 esas sayılı dosyası ile 05.09.2008 tarihinde davacı tarafından davalı aleyhine fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla 15.000,00 TL asıl alacağın tahsili istemi ile dava açılmış, yargılama sonucunda mahkemece 25.03.2011 gün 2010/654 esas 2011/128 karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulü ile 12.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği,
Asıl alacağa ilişkin davanın Yargıtay incelemesinde olduğu 7.4.2011 tarihinde de hükmolunan asıl alacağın ilk dava tarihinden itibaren işleyen 5.970,00 TL ticari avans faizinin davalıdan tahsili istemi ile eldeki davanın açıldığı, asıl alacağa ilişkin davanın 13.06.2012 tarihinde onanmak ve karar düzeltme talep edilmemek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
Asıl alacağa ilişkin davada dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan, davacının faiz alacağına ilişkin hakkını saklı tuttuğunun kabulü gerekmektedir.
Tazminat faizi, esas tazminat alacağının tabi olduğu zamanaşımına tabi olur. Faiz alacağı, asıl alacak ödenmedikçe her gün işleyen, yürüyen ve zaman geçtikçe doğan bir alacak olduğundan belli bir tarihte doğan bu alacağın dava tarihinden geriye doğru asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresine göre hesaplanması gerekir. Eldeki davanın açıldığı 7.4.2011 tarihinden geriye doğru hesaplanacak iki yıllık süre
için davacının talep edebileceği faiz miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.