YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11132
KARAR NO : 2013/13948
KARAR TARİHİ : 21.10.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Şirket vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … ve … vekili, davalı … vekili, davalı Şirket vekili, davalı … vekili, davalı borçlu vekili ile davalılar …, … ve … davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bir kısım taşınmazların elden çıkarılmış olmasından dolayı bedele dönüşen davada bedel ile sorumluluğa karar verilmiş ve bir kısım taşınmazlar yönünden de reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1).
Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde veya somut olayda olduğu gibi temyiz eden davalıların taraf oldukları 475, 476 ve 900 parsel sayılı taşınmazların daha sonra borçlunun borcundan dolayı cebri icrada satılmış olması halinde İİK’nin 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişi ya da kişilerin taşınmazların cebri satışından kendilerine kalan para miktarı kadar sorumlu oldukları nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan yönlerden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … ve …’e geri verilmesine 21.10.2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.