YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1134
KARAR NO : 2012/6517
KARAR TARİHİ : 21.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle verilen görevsizlik kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın çarptığını, araçta meydana gelen 8.192 TL hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini bildirerek TTK’nun 1301. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6.144 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre rücu edilebilecek meblağın 6.150 TL olduğunun belirlenmesi gerekçe gösterilerek mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK’nun 1301.maddesine dayanılarak açılan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Hukukumuzda kısmi dava açmak mümkündür. Alacaklı, alacağın tümü hakkında dava açmak zorunda olmayıp, şimdilik alacağın belli bir kesimini dava edebilir.
Kısmi davada mahkemenin görevinin neye göre belirleneceği HUMK.’nun 4. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, dava konusu alacak, alacağın son kısmı değil, dava dışı bırakılan diğer bir kesimi de varsa, o zaman alacağın tamamı çekişmeli olup, mahkemenin görevi dava edilen alacak miktarına göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
HUMK.nun 8/I. maddesi gereğince dava tarihinde malvarlığı hukukundan doğan, değer veya miktarı 7.080 TL’yi geçmeyen davalara sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili, müvekkiline sigortalı araçta 8.192 TL tutarında hasar meydana geldiğini, bu meblağın sigortalıya ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkını saklı tutarak şimdilik 6.144 TL’lik kısmını davalılardan talep etmiştir. O halde, dava tarihi itibariyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.