YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11651
KARAR NO : 2013/9005
KARAR TARİHİ : 13.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı üç taşınmazdan birini 16.10.2009 tarihinde 1/2’şer hisse oranında oğulları davalılar … ve …’a, iki taşınmazını oğlu …’a, …’in de borçludan aldığı iki taşınmazı 1.12.2009 tarihinde davalı … ‘e sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu …, davacıya borcu bulunmadığını, dava konusu taşınmazları çocuklarına taksim ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin bedelsiz olarak babası tarafından kendisine verildiğini, asıl borçlunun kardeşi … olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, dava konusu iki tarlayı babasından aldıktan sonra geri iade ettiğini, sonra babası tarafından davalı …’e satıldığını, iki taşınmaz için ödediği 20.000,00 TL’yi geri aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … , dava konusu iki tarlayı 51.000,00 TL bedelle aldığını davalılar ile aynı köylü olması dışında akrabalığı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, 29.2.2012 tarihli haciz ile 16.10.2009 ve 1.12.2009 tarihli tasarruflar arasında İİK 278/2 maddesinde öngörülen 2 yıllık yasal sürenin geçtiği ve davalı 3.kişinin kötüniyetli olduğu da ispatlanamaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK’nin 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1).
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde
tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda, dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının 16.4.2009 tanzim tarihli senetle doğduğu (mahkemenin belirlediği gibi borç takip tarihinde değil, takip konusu senedin düzenleme tarihinde doğmuştur)borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, alacağın gerçek olduğu, dosya kapsamından borçlunun aciz halinde olduğu, iptali istenen tasarrufların ise takip konusu alacaklardan sonra yapıldığı anlaşıldığından dava ön koşuları gerçekleşmiştir. Mahkemece 29.2.2012 tarihli haciz işlemi ile 16.10.2009 ve 1.12.2009 tarihli tasarruflar arasında İİK 278/2 maddede öngörülen 2 yıllık sürenin geçtiği ve davalıların İİK 280 madde kapsamında kötüniyetli oldukları ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Takip dosyası kapsamından davalı borçlunun adresine 28.6.2011 tarihin de hacze gidilmiş ancak adresin kapalı olması ve borçlunun Adana’da çocuğunun yanında olması nedeniyle haczin yapılamadığı, 29.2.2012 tarihli hacizde de adresin kapalı olması ve çilingir temin edilememesi nedeniyle haczin yapılamadığı anlaşılmaktadır. Gerek 28.6.2011 gerekse 29.2.2012 tarihli haciz tutanaklarından haczin yapılamadığı anlaşıldığından mahkemece 28.6.2011 tarihli haciz tutanağının 2 yıllık süre açısından niçin esas alınmadığı açıklanmamıştır. Mahkeme gerekçesine göre 28.6.2011 tarihli haciz tutanağı ile 16.10.2009 tarihli tasarruflar arasında iki yıllık süre geçmediğinden borçlunun davalı oğullarına yaptığı dava konusu tasarruflar İİK 278/3-1. maddesi gereğince, yine davalılar İsmail ve … borçlunun oğulları olması, davalı Veysel’in de borçlunun köylüsü olması ve taşınmazları görünürdeki satıcı İsmail’den değil fiilen borçludan almış olması nedeniyle borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olmaları nedeniyle dava konusu tasarrufların İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi olduğu gözetilerek davanın kabulü ile dava konusu tasarrufların takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.