YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11882
KARAR NO : 2013/13317
KARAR TARİHİ : 03.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı …Ş vekili ile diğer davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların sürücüsü ve trafik sigorta şirketi oldukları aracın 24.05.2003 tarihinde neden olduğu trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralandığını, sakatlandığını belirterek, müvekkilinin iş ve gücünden kalması nedeniyle 500,00 TL, yapılması gereken ameliyat ve tedavi giderleri için 100,00 TL olmak üzere toplam 600,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Davacı vekili tarafından 29.02.2012 tarihli ıslah dilekçesi verilmiş ve maddi tazminat istem miktarı, yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda artırılarak, toplam 32.229,00 TL maddi tazminat istenmiştir.
Davalılar vekilleri ise, dava ve ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, 32.229,00 TL maddi tazminata, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Karar, davalı …Ş vekili ile diğer davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle, davacının kaza nedeniyle uğradığı bedensel zararda gelişen durumun varlığı söz konusu olduğundan ve bu nedenle de davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından davalı …Ş vekili ile davalı … vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesindeki istek kalemleri arasında davacı için ileride yapılması muhtemel ameliyat giderleri de bulunmaktadır. Mahkemece, davacının bu kalem isteği kabul edilmiştir.
Kural olarak, ilerde yapılması zorunlu tedavi giderlerinin önceden istenmesi olanaklıdır. Ne uygulamada ve ne de öğretide aksine bir görüş bulunmamaktadır. İlerde yapılmasında zorunlu bulunan ameliyat giderleri “gerçekleşmiş zarar” niteliğindedir. Bu giderlerin, ameliyat yapıldıktan sonra isteneceği şeklindeki görüş BK.46/1. maddesine aykırıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ileride yapılacak ameliyatının kazaya bağlı tedavisi için zorunlu olup olmadığı ve dolayısıyla davacının eldeki davayı açarken bu yönde gerçekleşmiş zararının bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bu hususların çözümlenmesi için de tedavi giderleri zararının objektif değil, subjektif olarak değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda; davacının, kaza nedeniyle sol ayak bileği kırılmıştır. Dosyada mevcut ve Adana Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 17.10.2006 tarihli sağlık kurulu raporunda; “ameliyatsız konservatif tedavi ile kırıklar kaynamış, ayak bileğinde ağrı, ödeme ve artrit kireçlenme mevcut, ağrı nedeniyle ayak bileği hareketini engelleyen ancak uygun pozisyonda artrodez ameliyatı yapılabilir.” denilmiştir. Diğer yandan Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.09.2009 ve Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 20.12.2010 tarihli raporlarında ise davacının maluliyet oranı %20-%23,2 olarak tespit edilmiştir. Adana Devlet Hastanesi tarafından mahkemeye gönderilen 21.02.2012 tarihli cevabi yazıda ise, davacının sağlığı için yapılması planlanan büyük eklem artrodezi ameliyatının ve bu ameliyatta kullanılması planlanan malzemelerin toplam masrafının 5.178,50 TL olacağı bildirilmiştir. Mahkemece, bu kalem istek yönünden 5.178,50 TL tazminata hükmedilmiştir. Oysa dosyada mevcut ve yukarıda açıklanan raporlarda ve cevabi yazıda, bu ameliyatın davacının kazaya bağlı bedensel zararının tedavisi için zorunlu olup olmadığı yönünde bir belirleme yapılmamış olup davacının tedavisinin de halen devam etmekte olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda anılan raporlar nazara alınarak davacının kazaya bağlı bedensel zararının tedavisinin (ilerde yapılması muhtemel ameliyatın) zorunlu olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekirken yazılı şekilde, eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …Ş vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 03.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.