Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/11914 E. 2013/13634 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11914
KARAR NO : 2013/13634
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalı …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmaz payını kardeşi olan davalı …’e onun da diğer davalı …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … cevap vermemiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İİK.nun 280/1 maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğinin, aynı maddenin 2. fıkrasında da maddede sözü edilen akrabaların borçlunun 1. fıkrada beyan olunan durumunu bildiğinin farz olunacağı öngörülmüştür. Ayrıca borçlu ile hukuki işlemde bulunan kişinin satın aldığı malı elinden çıkarması halinde satın alan kişinin kötü niyetli olduğunun, başka bir anlatımla borçlunun yaptığı tasarrufun alacaklılarına zarar verme kastı ile yapıldığının ve 4. kişinin bu durumu bildiğinin kanıtlanması halinde de yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekir.
Somut olayda dava konusu 334 sayılı parsel üzerindeki 15 nolu bağımsız bölümün 1/2payı borçlu davalı … tarafından 24.09.2008 tarihinde kardeşi olan davalı …’e satılmış olup onun tarafından da kendi payı ile birlikte tamamı 20.02.2009 tarihinde dava konusu taşınmazda kiracı olduğu bildirilen diğer davalı …’e satılmıştır. Bu durumda mahkemece borçlu davalı … ile 3.kişi konumundaki davalı … arasındaki tasarrufun 3. kişi Ali’nin borçlunun kardeşi olması, 4. kişi konumundaki davalı …’ın ise taşınmazda kiracı olması, cevap dilekçesi içeriği ve tüm dosya kapsamından, borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmasına nedeniyle davacının davasının borçlu davalının satmış olduğu pay ile sınırlı olarak kabulü ile yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.