Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/12049 E. 2013/13564 K. 08.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12049
KARAR NO : 2013/13564
KARAR TARİHİ : 08.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkiline plakası tespit edilemeyen bir kamyonetin çarpması sonucu müvekkilinin yaralanarak daimi maluliyete uğradığını, davalıya yaptıkları başvuru üzerine davalının müvekkiline 8.422 TL ödeme yaptığını, ancak yapılan ödemenin müvekkilinin gerçek zararını karşılamaktan uzak olduğunu ileri sürerek 9.000 TL sürekli iş göremezlik zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya 28.10.2009 tarihinde 8.422 TL ödemede bulunduğunu, bu sebeple müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 7.592 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
KTK unun 111/2 maddesinde,”bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalini açıkça veya ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir.
Somut olayda, davacı ile davalı Güvence Hesabı arasında 22.10.2009 tarihli ibraname imzalanmış, davalı tarafından davacıya 28.10.2009 tarihinde 8.422 TL ödeme yapılmış, davacı bu ödemenin yetersiz olduğu gerekçesiyle KTK 111/2’de öngörülen 2 yıllık süre içerisinde eldeki davayı açmıştır. Bu hususlar tartışma konusu değildir.
Ancak; davalı tarafından yapılan ödemenin açıkça yetersiz veya fahiş olup olmadığının değerlendirilmesi, hesaplamanın ancak ödeme tarihindeki verilere göre yapılması halinde mümkündür. Oysa; hükme esas alınan 10.10.2011 tarihli bilirkişi raporunda hesaplama rapor tarihindeki verilere göre yapılmıştır. Üstelik anılan raporda, kusur mahsubu yapılmaksızın hesaplanan 35.219 TL maluliyet tazminatının önce kusura oranlanarak ortaya çıkan meblağdan ödenen tazminatın güncellenmiş halinin en son işlem olarak mahsubu gerekirken, önce ödeme mahsup edilip, sonrasında bunun kusura oranlanması sonucu çok ciddi hesap hatası yapılmıştır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle bilirkişiden ödeme tarihi itibariyle davalının sorumlu olduğu miktarın tespitinin istenmesi, bu tespitten sonra yapılan ödemenin açıkça yetersiz olup olmadığının belirlenmesi, açıkça yetersizliğin tespiti halinde ise, bu sefer rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapılarak, davalı tarafından yapılan ödemenin de faiziyle güncellenerek mahsubu sonucu ortaya çıkan farka hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itiarzlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 8.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.