Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1205 E. 2012/12449 K. 13.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1205
KARAR NO : 2012/12449
KARAR TARİHİ : 13.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı ve davalılar … ve … ile dava dışı … vekilince istemiş davalılar … ve … vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 13.11.2012 Salı günü davacı … vekili Av. …, davalılar … ve … vekili Av. … geldi. Diğer davalılardan gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalılar … ve … vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında, Mahkemece 1 ila 5, 11 ila 15, 21 ila 24 nolu bağımsız bölümler yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, İİK.nın 282. maddesi uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılması gerektiği bunlardan başka kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabileceği yine aynı yasanın 278 ve 279. maddelerinde sayılan koşulların varlığı halinde tasarrufun başka bir sebep aranmaksızın mutlak surette iptale tabi olduğu, 280. maddede ise malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastı ile yaptığı işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde
tasarrufun iptal edileceğinin belirtildiği, somut olayda davaya konu edilen taşınmazlardan 24 sayılı parsel üzerindeki 1 ila 5 nolu dairelerin borçlu … tarafından davalı …’e devredilmemiş olduğu bu dairelerin dava dışı … tarafından davalı …’e devredildiği bu nedenle iptali gereken tasarrufun bulunmadığı gerekçesiyle, yine dava konusu edilen diğer taşınmazların borçlu tarafından diğer davalılara satıldığı tarihte borçluya ait başka taşınmazların bulunması nedeniyle borçlu Mehmet dışındaki davalıların borçlunun aciz halini bilemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği bu durumda borçlu … ile dava konusu 24 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1 ila 5 nolu daireleri kendisinden satın alan … arasında zorunlu dava arkadaşlığı olması nedeniyle dava dilekçesinin …’e tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanması, İİK.nun 280/1 maddesi uyarınca ‘borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde’ tasarrufun iptal edileceğinin öngörülmesi ve aynı yasanın 280/2 maddesinde ise üçüncü şahsın, borçlunun karı veya kocası, usul veya füru ile üçüncü dereceye kadar kan veya sıhri hısımları olması halinde birinci fıkrada yazılı durumun bilindiği farz olunur’ hükmü de gözönünde bulundurularak borçlu ile işlemde bulunan üçüncü kişilerin birinci derece akraba oldukları dosya kapsamından anlaşıldığından İİK.nun 280/1-2 maddesinin olayda uygulama yeri olup olmadığının tartışılması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davaya konu taşınmazların yakın akrabalar arasında tasarrufa konu edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar Hülya, Fatma ve Levent vekili ile davacı vekili ayrıca dava dışı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davaya konu taşınmazlardan birinin son maliki … vekili kararı temyiz etmiş ise de davada taraf olmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalılar … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a) Davalılar yönünden bozma ile kesinleşen hususlarda inceleme yapılması mümkün bulunmadığından aşağıda bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
b) Tasarrufun iptali davalarında, davalı borçlu ile davacı arasındaki alacağın gerçek olmadığını ileri sürülmesi halinde bu hususun araştırılması zorunludur. Zira alacaklının gerçek bir alacağının bulunmadığı hallerde tasarrufun iptali davasının dinlenmesine imkan yoktur. Somut olayda davalılar tarafından aşamalarda alacağın gerçek bir alacak olmadığı ileri sürülmüş bu hususa ilişkin olarak delil ileri sürülmüştür. Davanın dayanağı takipteki bononun şeklen iptali istenen tasarruflardan önce tanzim edildiği açıktır. Ancak bu bonoya dayanak gösterilen 28/02/2000 tarihli adi belgede takip dayanağı senet ile aynı miktarı içeren bir bononun tanziminden söz etmektedir. Ne var ki bu tarihte davacıya verilen bononun tanzim tarihinin 28/02/2010 yerine 10/05/2001 tarihi olarak belirlenmesinin gerekçesi üzerinde durulmamıştır. Davacının bu miktardaki borcu verebilecek durumu olmadığı da iddia edilmiş olması karşısında davalı tanıklarının beyanlarından yola çıkarak davacının yaşı, borçlu ile o dönemdeki ilişkisi ile taşınmazlar için alındığı belirtilen paraların dönem itibariyle taşınmazların bitirildiği tarihten önce olup olmadığı gibi hususlar üzerinde durulmadan karar verilmesi de yanlıştır.
3- Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir. Bu anlamda davaya konu edilen bir kısım taşınmazların el değiştirdiği dosya kapsamından anlaşıldığından davacıya yeni malikleri davaya dahil edip etmeyeceği sorularak sonucuna göre inceleme ve araştırma yapılması yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava dışı … vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …, … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …, …vekilinin sair temyiz itirazlarının (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin
temyiz eden davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, 900.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan temyiz eden davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …, … ve dava dışı …’a geri verilmesine 13.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.