Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/12295 E. 2012/13911 K. 12.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12295
KARAR NO : 2012/13911
KARAR TARİHİ : 12.12.2012

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili, davalı … vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların maliki, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın davacı idaresinde bulunan motorsiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını, davalı …’in davalı sürücü Nedim’in babası olduğunu ve aile başkanı sıfatı ile sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.500 TL sürekli, 500 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, birleşen dosyada ise 27.206.19 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı …, zamanaşımı itirazında bulunmuş, aracın rızası dışında alındığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ve … vekili cevap dilekçesinde, davalı … yönünden aile başkanı olması nedeniyle BK 60. maddesine göre bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek zamanaşımı itirazında bulunmuş, davacının maluliyet durumu ve gelirinin belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davalı … hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, toplam 21.585,49 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının diğer davalılardan tahsiline, sigorta şirketinin 21.447 TL ile sorumlu tutulmasına, 5.000 TL manevi tazminatın davalılar … ve …’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı … vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik zararı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Eldeki dava öncelikle … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılmış, mahkemenin 28.04.2009 tarih, 2005/270 Esas, 2009/203 Karar sayılı kararıyla, toplam 21.585,49 TL maddi tazminatın davalılar …, Türk … Sigorta A.Ş. ve …’dan tahsiline karar verilmiş, bu karar Yargıtay 4. HD’nin 03.05.2010 tarih, 2009/9442 Esas, 2010/5246 Karar sayılı ilamıyla mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ve temyize konu … 5. Aile Mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı dosyasına kaydedilmiştir.
Davalı … şirketi temyiz dilekçesinde, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 28.04.2009 tarihli karar sonrası 22.07.2009 tarihinde, maddi tazminatın tüm ferileriyle birlikte 36.382,18 TL olarak müvekkili tarafından davacıya ödendiğini, buna ilişkin olarak davacıdan 16.07.2009 tarihli ibraname ve feragatname alındığını ileri sürmüş, ödemeye ilişkin banka dekontu ile feragatname ve ibraname fotokopilerini temyiz dilekçesine eklemiştir.
Ödeme, borcu sona erdiren sebeplerdendir. Mahkemece, öncelikle ödemenin yapıldığı icra dosyası ile alınan ibraname ve feragatname asıllarının dosyaya ibrazının sağlanması, daha sonrasında davalı … şirketi tarafından yapılan ödemenin maddi tazminat yönünden borcu bitirip bitirmediği, bitirmedi ise ne kadarlık kısmının karşılandığı tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
2-Mahkemece davalı … aleyhine açılan dava, davalı …’nın MK 369/1 maddesi gereğince aile başkanı sıfatıyla sorumlu olduğu, buna göre davanın BK’nun 60. maddesinde belirlenen 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gerekçesiyle zamanaşımı yönünden reddedilmiştir.
2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesinde “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” denilmektedir. Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Burada … tarafından zamanaşımı süresi belirlenirken, tazminat sorumluluğunun farklı nedenlerden kaynaklanması halinde bir ayrıma gidilmemiş, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıllık, her halde kaza tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu durumda, davalı …, MK 369/1 maddesi uyarınca aile başkanı sıfatıyla tazminat yükümlülerinden biri olup, ona karşı da KTK 109/1’de belirtilen zamanaşımı süreleri geçerli olmasına rağmen, mahkemece anılan davalı hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
3-Dosyadaki tüm tıbbi belgelerin incelenmesine göre, davacının kaza nedeniyle sağ bacağı kırılmıştır. Bu husus tartışmasız olmakla birlikte, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 24.07.2006 tarihli raporunda önce tıbbi belgelerdeki sağ bacaktaki kırıktan bahsetmiş, daha sonra sol bacakta 1,5 santimlik kısalık ve bilekte gevşeklik olduğunu belirterek maluliyet oranını belirlemiş, daha sonra mahkemece meslek grup numarasının bildirilmesinin istenmesi üzerine 13.06.2007 tarihli raporda maluliyet oranı %16,2 olarak tespit edilmiştir.
Raporda hem sağ, hem sol bacaktan bahsedilmesi nedeniyle çelişki doğduğu açıktır. Davalı … vekilinin ise, hem yargılama aşamasında hem de temyiz dilekçesinde
raporda belirtilen sol bacaktaki arızanın kazaya ilişkin olmadığı yönünde itirazları vardır. Hal böyle iken, mahkemece davacının yaralanmasına ilişkin olarak yukarıda değinilen çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan yeniden bir rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı tarafın itirazları giderilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
4-Bozma kapsam ve nedenlerine göre davacı vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … şirketi vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma kapsam ve nedenlerine göre davacı vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına
, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılar … ve …ye geri verilmesine 12.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.