YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/125
KARAR NO : 2012/11111
KARAR TARİHİ : 16.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR :…,…,…
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.10.2012 Salı günü davacı … vekili Avukat … ve davalılar … ve … vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalılar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı annesi olan diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalıların kötü niyetli olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise borçlu hakkında alınmış kesin (İİK md.143) veya
../…
– 2 –
2012/125
2012/11111
geçici (İİK.md.105/2) aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda dava konusu edilen taşınmazın 09.06.2005 tarihinde borçlu davalı … tarafından annesi olan diğer davalı …’na satıldığı, onun tarafından da 04.09.2007 tarihinde dava dışı …’e satıldığı, davacı alacaklı tarafından borçlu davalı aleyhine icra takibi yapıldığı, borçlunun daha önce oturduğu adresine menkul haczi için gidildiğinde adresten ayrılmış olduğu, takip dosyasında yapılan araştırmada borcuna yetecek kadar haczi kabil malının bulunmadığı ve icra müdürlüğünce borçlu hakkında aciz vesikası düzenlendiği, davacının dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın üçüncü kişi tarafından elden çıkarılmış olması halinde tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacı tarafından dördüncü kişi dava edilmediğinden, borçlu davalı ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun davalıların anne ile kızı olması nedeniyle gerek İİK.nun 278/III-1 gerekse 280/1-2 maddeleri uyarınca iptali ile dava konusu taşınmaz elden çıkarılmış olduğundan İİK’nın 283/II maddesine göre üçüncü şahsın taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri üzerinden (davacının alaca-
../…
– 3 –
2012/125
2012/11111
ğı oranında) tazminata mahkûm edilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.