YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12749
KARAR NO : 2013/4279
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde dahili davalı DSİ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait olan aracın davalı …’nin sorumluluğunda olan yoldaki açık kanala düşmesi sonucu hasarlandığını belirterek 900 TL araç hasarı, 100 TL değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ve dahili davalı DSİ’den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili,kanalın yapımının DSİ’ye ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı DSİ vekili, yolların yapım ve bakımından belediyenin sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacının %30, yolun bakımından sorumlu kuruluşun %70 kusuruna dayanarak, belediye hakkındaki davanın reddine, DSİ hakkındaki davanın kabulü ile 1.000 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, dahili davalı DSİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dava açılırken DSİ Genel Müdürlüğü davalı olarak gösterilmemiş, yargılama sırasında dahili dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya devam olunmuş ve dahili davalı aleyhine hüküm kurulmuş ise de, Türk Usul Hukuku Sisteminde, bazı istisnai haller dışında, “dâhili davalı” müessesesi bulunmamaktadır. Mahkemece, ancak davada taraf olan kişiler
hakkında karar verilebilir. İhtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, bir dava açıldıktan sonra davalı tarafı değiştirmek yada mevcut davalı taraf yanına bir başka davalı taraf ilave etmek, ıslâh suretiyle dahi mümkün değildir. Sorumlu olanlardan biri hakkında dava açıldıktan sonra diğer bir sorumlunun davaya dahil edilmesi ve hakkında hüküm kurulması olanağı yoktur.
O halde dahili davalı hakkında usulünce açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken aleyhe hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı DSİ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden dahili davalı DSİ’ye geri verilmesine 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.