YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12838
KARAR NO : 2013/14961
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Ertuğrul aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu Ertuğrul usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı, davalı …’un avukat olması ve borçlunun durumunu bilmesinin de muvazaayı göstermeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. m. 281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme
bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Somut olayda taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunmadığı yönündeki Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Ancak davacı tanığının beyanları ve davalı … savunmaları da nazara alındığında davalı borçlu Ertuğrul ile davalı …’un tasarruf tarihinden önce de birbirini tanıdıkları anlaşılmaktadır. Bu durum davalı … tarafından inkar edilmiş de değildir. Zaten davalıların birbirini tanıdıkları Mahkemenin de kabulündedir. Davalıların bu şekilde birbirini tanıyan kişiler olmaları davalı …’un diğer davalı borçlu Ertuğrul’un alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğunu gösterir (İİK. 280/I). Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf öncesinde mevcut ipotekten dolayı yapılan takibin sonucu da beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.