Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/12966 E. 2013/14965 K. 04.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12966
KARAR NO : 2013/14965
KARAR TARİHİ : 04.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Banka vekili, davalı borçlu İbrahim aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu İbrahim usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı … için davadan feragat edilmiş olduğu için feragat nedeniyle, davalı … için husumet yokluğundan davanın reddine, davalı …’in borçludan taşınmaz satın olmadığı gerekçesiyle onun hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı …’ya yapılan satış için yönünden verilen feragate ilişkin hükümde bir isabetsizlik olmamasına, davalı …’in, borçludan doğrudan doğruya taşınmazı satın alan kişi olmamasına, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunsa da tek başına iptal nedeni sayılamayacağına, davalı … ile borçlu
arasında akrabalık, arkadaşlık, ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını 3. kişinin bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlık da ileri sürülmemesine göre davanın reddi yerine “karar verilmesine yer olmadığı” şeklindeki hüküm için aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmayıp davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir ( İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve
1987/872 Karar sayılı ilamı ). Genelde, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olaya dönüldüğünde uyuşmazlık konusu olan 4 nolu bağımsız bölüm davalı borçlu tarafından davalı …’ya ondan da dahili davalı …’e satılmıştır. … için davanın kabul edilmemesi doğru ise de davalı …’nın verdiği cevap dilekçesindeki açıklamalara nazaran bu davalı hakkında iptal koşullarına yönelik yeterince araştırma yapıldığı söylenemez. Hal böyle olunca davalı 3. kişi Mustafa hakkında iptal koşullarının mevcut olup olmadığı irdelenmeden ve bu davalı ile borçlu arasındaki tasarruf yönünden de bir feragat beyanı bulunmadığı düşünülmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı …’ya yapılan satış açısından temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 04.11.2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.