Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1303 E. 2012/6231 K. 16.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1303
KARAR NO : 2012/6231
KARAR TARİHİ : 16.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hüküm süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş, hükmün süresinde temyiz edilmemesi nedeniyle davalının talebi 06.12.2011 tarihli ek kararla reddedilmiş, bu ek kararında davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu Kerem’in üzerine kayıtlı taşınmaz ve aracını mal kaçırma amaçlı davalılar … ve …’ye sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar Verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … ve …’ye usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davalı …’e yapılan araç satışının borçlu ile davalının kardeş olmaları, davalı …’ya yapılan taşınmaz satışının ise tapuda gösterilen değer ile tasarruf tarihindeki taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş fark bulunması nedeni ile her iki satışında iptale tabi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 06.12.2011 tarihli ek kararla temyiz dilekçesinin süresinde olmadığı gerekçesiyle HUMK 432. madde gereğince davalı … vekilinin temyiz talebinin reddine
karar verilmiş ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen son adresine yapılır. Davalı …’nun yerleşim yeri adresi … olmasına karşın aynı mahalle ve sokak No: … sayılı adrese hükmün tebliği ve bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese T.K’nun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliği usulsüz olup, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, buna ilişkin ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
2-Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bir davada yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz bir biçimde toplanması için tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Asıl olan yargılamanın tarafların huzurunda yürütülmesi olmakla birlikte taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşma gününden haberdar edilmeleri gerekir. HUMK’nun 73. maddesine (HMK 27) göre mahkeme tarafları dinlemeden iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. 7201 sayılı tebligat yasasının 10. maddesine göre de tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen son adresine yapılır.
Somut olayda dava dilekçesi davalı …’na yerleşim yeri adresi … olmasına karşın dava dilekçesinde belirtilen … sayılı adrese tebliğ edilmiş, TK.’nın 21. maddesine göre yapılan tebligat mahkemece usulüne aykırı olarak değerlendirilerek dava dilekçesinde belirtilen adrese yeniden dava dilekçesi tebliği üzerine bila tebliğ iade edilmesi sonucu bu adrese TK.’nın 35. maddesine göre tebligat yapılmıştır. Yargılama davalının yokluğunda devam ettirilip sonuçlandırılmış, gerekçeli karar ise davalıya yine dava dilekçesinde belirtilen adrese TK.’nın 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Görüldüğü gibi davalının yerleşim yerinde usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat yoktur. Bu duruma göre HUMK’nun 73. maddesine (HMK 27) aykırı biçimde davalının
savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu nedenle davalı …’na dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliğ edilerek, savunmasına ilişkin delillerinin toplanması ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken savunma hakkını kısıtlar şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin ek kararı temyiz talebinin kabulü ile mahkemenin 06.12.2011 tarih 2009/669 esas, 2011/232 sayılı ek kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin asıl hükme ilişkin temyiz talebinin kabulü ile hükmün davalı … lehine BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 16.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.