Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/13152 E. 2012/13913 K. 12.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13152
KARAR NO : 2012/13913
KARAR TARİHİ : 12.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası ile itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davaların kısmen kabulü ile kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili asıl davada; davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın, müvekkilinin oğlunun kullandığı araçla çarpışması sonucu müvekkilinin oğlunun vefat ettiğini ve davacının bu suretle murisinin desteğinden mahrum kaldığını ileri sürerek 25.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen dava davacısı vekili ise, gerçekleşen kaza neticesinde müvekkilinin davacı … ‘a 12.09.2007 tarihinde 14.857 TL ödemek durumunda kaldığını, bu miktarın rücuen tahsili için davalılar aleyhine başlattıkları takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kazanın oluşumunda müteveffanın asli kusurunun olduğunu, talep edilen maddi ve manevi tazminatların fahiş olduğunu ileri sürerek her iki davanın da reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; asıl davanın kısmen kabulü ile 2.852,70 TL destek tazminatı ile 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işle-
yecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların Tavas İcra Müdürlüğünün 2007/1580 Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptaline ve takibin 14.857 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş; hüküm, davacı … … vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine, birleştirilen dava ise, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Müteveffa 23 yaşında ve üniversite 3. sınıf öğrencisi iken ölmüş olup, birleşen dava davacısı … tarafından davacıya 12.09.2007 tarihinde 14.857 TL tazminat ödemesi yapılmıştır.
Hükme esas alınan 09.12.2010 tarihli raporda, davacının destek zararı kaza tarihinden itibaren hesaplanmaya başlanmış, ayrıca … tarafından ödenen miktar güncellenmeden hesaplanan tazminattan mahsup edilmiştir.
Bilirkişi raporunda, müteveffanın dört yıllık eğitim veren fakültede üçüncü sınıf öğrencisi iken vefat etmiş olmasına göre, müteveffa ölmese idi, okulu bitirdikten sonra askere gideceği ve en erken okul bittikten iki sene sonra bir işe girerek gelir elde etmeye başlayacağı kabul edilerek maddi tazminat hesabı yapılması, ayrıca … tarafından ödenen miktarın ödeme gününden rapor tarihine kadar işlemiş faiziyle güncellenerek hesaplanacak tazminattan mahsup edilmesi ve mahkemece çıkacak bakiye miktara hükmedilmesi gerekirken, yazılı hususlara göre tanzim edilmeyen, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
3-Birleştirilen dava davacısı Güvence Hesabının yaptığı 14.857 TL’lik ödemeye ilişkin olarak açtığı rücu davasında, Güvence Hesabının ödeme tarihi itibariyle sorumlu olduğu ger-
çek zararın tespit edilmesi yönünde konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde Güvence Hesabının ödediği tazminatın tamamı yönünden yeterli inceleme yapılmaksızın kabul kararı verilmiş olması isabetli değildir.
4-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
a-Mahkemece manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarının adalete uygun olması gerekir. Tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktır. Somut olayda, tarafların kusur oranı, ölen kişinin yaşı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, duyulan acı gibi nedenler dikkate alındığında, davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarı, duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde olmayıp, bir miktar azdır. Mahkemece makul ölçüde manevi tazminat takdiri gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli değildir.
b-Davacının maddi tazminat talebinin kabul edilen miktar dışında kalan kısmı, zararın bir kısmının … tarafından karşılandığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dava, 11.10.2006 tarihinde açılmış olup, … tarafından ödeme 12.09.2007 tarihinde yapılmıştır. Ödemenin dava tarihinden sonra yapılmış olmasına göre, davacının dava açmada kusuru yoktur.
Bu durumda mahkemece maddi tazminatın 14.857 TL yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiye miktar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul edilen miktarın dışında kalan 22.147,30 TL’nin tamamı yönünden davanın reddedilmesi ve buna göre davalılar lehine vekalet ücreti takdiri isabetli olmamıştır.
c-Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4 maddesine göre; “Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açı-
sından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” Hal böyle iken mahkemece kabul edilen maddi ve manevi tazminatlar yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı … … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA
, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ile davacı … …’a geri verilmesine 12.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.