YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13165
KARAR NO : 2012/15204
KARAR TARİHİ : 31.12.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Çocuklar hakkında TCK. 31/1 maddesi uyarınca güvenlik tedbiri verilmesine ilişkin istem sonucunda Uşak 1. Ağır Ceza ve Uşak Aile Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R –
Dava, çocuklar hakkında TCK. 31/1 maddesi yollamasıyla, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Yasası gereğince suç tarihinde 12 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesince, çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde, 5395 S.Y.’nın 5,7,8 ve 11. maddeleri uyarınca tedbir kararının Aile Mahkemesince verileceği gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiştir.
Uşak Aile Mahkemesi ise, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Yasası gereğince, aile mahkemesinin görevli olmadığını belirterek görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
Türk Ceza Kanunu 31/I. maddesinde “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.” hükmüne yer verilmiş, çocuklar hakkındaki koruyucu ve destekleyici tedbirler ise, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 5. Maddesinde düzenlenmiştir.
5395 sayılı yasanın 11/I maddesi, “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından,çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” şeklindedir.
Aynı yasanın Geçici 1/III maddesinde, “Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar
çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar … ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre yapılır.”, Geçici 1/IV maddesinde de “Çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde, bu mahkeme kurulup göreve başlayıncaya kadar korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir kararları görevli aile veya asliye hukuk mahkemelerince alınır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, Çocuk Koruma Kanuna göre verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması hakkındaki Yönetmeliğin 8. maddesi;
“(1)Çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı; çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen çocuğun menfaatleri bakımından kendisinin,ana, baba, vasisi veya birlikte yaşadığı kimselerin bulunduğu yerdeki çocuk hâkimince alınır.
(2)Çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde,bu mahkeme kurulup göreve başlayıncaya kadar hakkında kovuşturma başlatılmış olanlar hariç, korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir kararları,aile mahkemeleri kurulan yerler bakımından bu mahkemeler, kurulu bulunmayan yerler bakımından asliye hukuk mahkemelerince alınır.
(3)Hakkında kovuşturma başlatılmış olan çocuklar için koruyucu ve destekleyici tedbir kararı kovuşturmanın yapıldığı mahkemece alınır.
(5)Fiili işlediği sırada oniki yaşından küçük çocuklar ile onbeş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler hakkında mahkemece, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrası ile 33 üncü maddesi uyarınca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.” şeklindedir.
Somut olayda, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca suç tarihinde 12 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında tedbir kararı talep edilmekte olup, istem TCK 31. Madde hükmüne göre güvenlik tedbiri alınmasına yöneliktir.
Kamu davasının açılmasının zorunluluğu ilkesinin istisnalardan birisini oluşturan ve TCK’nun 31/I. maddesinde 12 yaşını doldurmayan çocuklarla ilgili düzenlenen hükümde “Ceza sorumluluklarının olmadığını ve ceza kovuşturması yapılamayacağı ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin niteliği dikkate alındığında, 12 yaşından küçük çocukların suç
kovuşturmasının dışında tutulmak istendiği anlaşılmaktadır. Suç tarihinde 12 yaşından küçük çocuk bir ceza ilişkisinin tarafı olmayacağı gibi usuli ilişkinin tarafı da olamayacaktır. Yani yanlışlıkla kamu davası açılmış bile olsa, ceza davasına bakılamayacaktır. Hal böyle iken, suç kovuşturması yapılamayınca tedbirler açısından Çocuk Koruma Kanununun getirdiği ilkelere bakılması zorunluluğu ortaya çıkmakta 5395 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 4. fıkrasındaki düzenleme ve Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesi hükmü de gözetildiğinde, Çocuk Koruma Kanunun 5. maddesi uyarınca hükmolunacak tedbir kararlarının çocuk mahkemesi veya hakimince çocuk mahkemesi olmayan yerlerde ise aile mahkemesi veya yoksa asliye hukuk mahkemesince karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK.’nun 21 ve 22.(1086 sayılı HUMK.’nun 25 ve 26.) maddeleri gereğince Uşak Aile Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 31.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.