YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13280
KARAR NO : 2013/16004
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar Mehmet, Havva, Beyhan vekillerince istenmiş davalılar Mehmet ve Beyhan vekillerince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.11.2013 Salı günü davacı … vekili Avukat … geldi, davalı … tarafından gelen olmadı. Davalı … vekili Avukat…, … vekili Avukat … ve davalı … Coşgun geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunanlar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait 2298 ada 8 sayılı parsel üzerindeki 5 nolu bağımsız bölümü davalı …’a, 11 nolu bağımsız bölümü davalı … Coşgun’a onun da diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark olması ve davalıların birbirini tanımaları nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar …, … ve … vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici acizbelgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar
yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir.
Somut olayda dava konusu 2298 ada 8 sayılı parsel üzerindeki 5 nolu bağımsız bölüm 22.07.2008 tarihinde 1.700.00 TL bedelle borçlu davalı … tarafından 3. kişi konumundaki davalı …’a, 11 nolu bağımsız bölüm ise yine aynı tarihte ve aynı bedelle 3. kişi konumundaki davalı … Coşgun’a satılmış olup … satın almış olduğu taşınmazı 27.02.2009 tarihinde 4. kişi konumunda olan …’a satmıştır. Dinlenen tanık beyanlarından taşınmazların bitirilmeden teslim edildikleri bildirilmiş olup bilirkişi tarafından da tasarruf tarihinde taşınmazların bitmemiş hali ile 62.464 TL değerinde oldukları saptanmıştır. Davalı … taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli dışında ayrıca ödemelerde bulunduğunu savunarak buna ilişkin olarak banka dekontları ve yazıları ibraz etmiştir. Dosya arasındaki banka dekontları ve Kuveyt Türk Katılım Bankasının 15.07.2010 tarihli yazısından davalı …’un borçlu davalının kardeşi olan Yusuf Yaman’ın hesabına 38.200.00 TL para yatırdığı anlaşılmıştır. … ile borçlu davalının kardeşi arasında dava konusu edilen taşınmazın satışı dışında başka bir ticari ilişki olduğu ileri sürülüp kanıtlanamadığına göre bu ödemenin dava konusu taşınmaın satışına ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Böylece yapılan bu harici ödemenin eklenmesi ile birlikte ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunduğunun kabulüne imkan bulunmamaktadır. Davalı 3. kişi Beyhan’ın kötü niyeti kanıtlanamadığına göre de hakkındaki davanın reddi gerekir. Yine davalı … 4. kişi konumunda olup ivazlar arasında fahiş farkın bulunması tek başına hakkındaki davanın kabulüne yeterli bulunmamaktadır. … ev hanımı olup, işlemlerde imza dahi kullanamamakta, borçlu ile bir yakınlığıda bulunmamaktadır. Bu nedenle borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunu kabul etmek mümkün olmadığından hakkındaki davanın reddi gerekir. Davalı 3. kişi …’un ise ticari ilişkileri nedeniyle borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece davalılar … ve … hakkındaki davanın reddine, borçlu davalı ile davalı … Coşgun arasındaki tasarrufa ilişkin davanın kabulü ile davalı … Coşgun’un tazminata mahkum edilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu tüm davalılar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı … Coşgun vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalılar … ve … vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar … ve …’a verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı … ve … yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve … ve …’a geri verilmesine 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.