Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1375 E. 2012/4270 K. 09.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1375
KARAR NO : 2012/4270
KARAR TARİHİ : 09.04.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2010/16271 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Kazan İcra Müdürlüğü’nün 2010/1152 sayılı Talimat dosyasında yapılan 08.12.2010 günlü hacze konu makinelerin üçüncü kişi şirket tarafından 15.07.2010 tarihli sözleşme ile borçlu şirkete satılıp teslim edildiğini, ancak bedelin tamamı ödeninceye kadar mülkiyetin davacıda kalmasının ve makinelerin kiracı olarak kullanılacağının kararlaştırıldığını, bir kısım bedelin ödendiğini, geriye kalan kısmın ödenmemesi nedeni ile borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, bu dosyadan yapılan 31.12.2010 tarihli haciz sırasında dava konusu haczi ve satış günü verildiğini öğrendiklerini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı üçüncü kişi şirketin istihkak iddiasını kanıtlayamadığını, sunulan sözleşmenin borçlu şirketin eski yetkilisi ile danışıklı olarak sonradan düzenlendiğini, mahcuzların davacı tarafından borçluya satılıp teslim edilmiş mallar olduğunu, mülkiyetin borçluya geçtiğini, aynı mahcuzların davacı tarafından bir başka takip dosyasında borçluya ait olduğu gerekçesi ile haczettirildiğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, davacı … borçlu şirket arasında 219.904,94.-TL’lık mal alış verişi yapıldığını, buna karşılık
bir kısım paranın banka havalesi ile kalanın alacaklı şirketin çek hesabından keşide edilmiş beş adet çek verilerek ödendiğini, fatura karşılığı alınan makinelerin borçluya sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini, 16.12.2010 tarihli ihtarname ile borcun kalmadığının bildirildiğini, davacı tarafından buna yanıt verilmediğini, sundukları 15.07.2010 tarihli sözleşme, ekindeki kira sözleşmesi ve bononun ise kendilerinin düzenlediği ihtarnamenin gönderilmesinden sonra düzenlendiğini ve borçlu şirketin yetkisiz ortakları tarafından imzalandığını, üçüncü kişinin iddia ettiği borca ilişkin başlatılan icra takibi sırasında açtıkları menfi tespit davasının devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin borçlu şirketin ticaret sicil kaydında gözüken adresinde yapıldığı, bu sırada borçlu şirket yetkilisinin de hazır bulunduğu, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, üçüncü kişi tarafından karinenin aksinin kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz borçlunun faaliyet adresinde yapıldığı için İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır.
Karinenin aksini ispat etmekle yükümlü olan davacı taraf, mahcuzları borçluya mülkiyeti muhafaza kaydını içeren sözleşme ile sattığını, ancak bedeli ödenmediği için mülkiyetin borçluya geçmediğini, hatta bununla ilgili icra takibi başlattıklarını belirtmiş, davalı borçlu ise borcun bulunmadığını, davacının dayandığı sözleşmenin sonradan yetkisiz ortakları tarafından imzalandığını, bununla ilgili menfi tespit davasının devam ettiğini savunmuştur.
Mahcuzların kimin mülkiyetinde olduğunun tespiti açısından üçüncü kişinin dayandığı mülkiyeti muhafaza kaydı ile yapılan satış ve kira sözleşmesinin gerçek ve geçerli olması, işin esasına etki edecek mahiyettedir. Bununla birlikte borçlunun ödeme ile ilgili savunmalarının araştırılması da gerekir. Bu durum tarafların ticari kayıtları üzerinden yaptırılacak bir bilirkişi incelemesi ile saptanabileceği gibi davalı borçlunun açtığı menfi tespit davasının sonucu bu davada bekletici mesele de yapılabilir.
Hacze konu eşyaların mülkiyeti henüz borçluya geçmemişse ve üçüncü kişinin alacağı gerçekse bu kez davacının ve borçlunun sunduğu tüm faturaların (12.08.2011 tarihli fiyat farkı faturası da dâhil olmak üzere) gerçekliği yine ticari kayıtlar üzerinden araştırılıp, sonucuna göre mahcuzlara uygunluğu keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit edilmeli, toplanacak delillerin sonucuna göre de bir karar verilmelidir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 9.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.