YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13908
KARAR NO : 2012/12503
KARAR TARİHİ : 14.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait davalı şirkete kasko sigortalı aracının bir kazada hasarlanmasına, sigorta primini de poliçenin tanzim tarihinde ve kredi kartı ile ödemesine rağmen hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 7.250.000.000.TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının düzenlenen poliçe gereğince primin tamamını peşin olarak ödemesi gerektiğini, oysa prim ödemesinin kazadan sonra 11.10.2001 tarihinde yapıldığını, TTK.nun 1295 nci maddesi hükmünce müvekkilinin sorumluğunun başlamadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; kazanın 06.10.2001 tarihinde meydana gelmesine rağmen, sigorta priminin davalıya kredi kartı ile 11.10.2001 tarihinde ödendiği, bu durumda henüz sigorta teminatı başlamadan kazanın ve hasarın meydana geldiği, davalının bu nedenle sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı vekilince temyiz edilme üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 22.09.2008 gün, 2007/7914 Esas, 2008/10342 Karar sayılı ilamıyla “Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, tahsilatın kazadan sonraki
bir tarihte yapılmış olmasından davacı sigortalının mı, yoksa davalı … şirketinin mi kusurlu olduğu noktasında olup, davacı sigortalı poliçe tanzimi ile birlikte ödeme talimatını verdiğini iddia etmiş olması karşısında, mahkemece, bu iddianın üzerinde yeterince durularak, davalının kazadan önce kredi kartı ile poliçe priminin tahsil olanağı bulunup bulunmadığı, gecikmenin, davacı sigortalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenerek, tahsil olanağı bulunmasına rağmen davalının tahsilde gecikmesinin kendi kusuru olduğu, bu halde davalının sorumluluğunun başladığının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bu yönden eksik incelemeyle hüküm tesis edildiği, öte yandan, poliçe prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle davalının sorumluluğu TTK.nun 1295/2 nci maddesi uyarınca başlamasa bile, kazadan ve ihbardan, diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra davalının poliçe peşinatını tahsil etmiş olması nedeniyle, davacının geçerli bir prim ödemesinde bulunduğunun kabulünün gerekip gerekmediği, davalı, tahsil ettiği poliçe primini davacıya geri vermeyerek ve sözleşmeyi bir ihtarla feshetmeyerek, sözleşme ilişkisini ayakta tutmuş olup olmadığı, tahsil öncesi gerçekleşen rizikodan da sorumlu tutulup tutulmayacağının mahkemece tartışmasız bırakıldığı” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulması sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda, davacının aracını 24.09.2001 tarihinde sigorta ettirdiği, sigorta bedelinin kredi kartı ile ödenmesi için 25.09.2001 tarihinde talimat verdiği, ancak bu bedelin 11.10.2001 tarihinde çekildiği, daha sonra bu bedelin herhangi bir şekilde iade edilmediği, kazanın 06.10.2001 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihte poliçenin geçerli olduğu, davacı şirketin poliçe bedelinin geç çekilmesinde bir kusurunun olmadığı, ancak davalı … şirketinin araçtaki değer kaybından sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 5.382,20 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul
ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 239,75 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.