Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/14317 E. 2013/16116 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14317
KARAR NO : 2013/16116
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili,davacıların desteğinin davalıların sürücüsü,maliki ve trafik sigortalısı olan aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdiğini belirterek davacılar İhsan ve Emriye için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 10.000’er TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline davacılar Emriye ve İhsan için 25.000’er TL, diğer davacılar 20.000’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve … vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Davalı … şirketi vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiş, duruşmadaki beyanında ise davalı … şirketi tarafından davacılara 14.851,00 TL ödendiğini, davalı … şirketinin sorumluluğunun kalmadığını belirterek ödemeye ilişkin tediye makbuzu ve davacıların vekili ile yapılan anlaşmaya ilişkin tazminat makbuzu ve ibraname sureti ibraz edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile,davacı … için 8.748,80 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 07.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar…ve …’den müştereken ve müteselsilen alınıp davacı …’ye verilmesine, davacı … için 7.295,75 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 07.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … ve …’den müştereken ve müteselsilen alınıp davacı …’a verilmesine, davalı … şirketi tarafından ödenen tazminat miktarı açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine gerek olmadığına, davacılar Emriye ve … için ayrı ayrı 10.000’er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar…ve …’den müştereken ve müteselsilen alınıp davacılar Emriye ve İhsan’a verilmesine, davacılar … ve Asena Akbulut için ayrı ayrı 7.000’er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar…ve …’den müştereken ve müteselsilen alınıp davacılar Yurdanur ve …’a verilmesine,fazlaya ilişkin taleplerin reddine
karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı…vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davacılar vekilinin ve davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destek ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalılardan Fiba Sigorta A.Ş, dava açıldıktan sonra davacılar vekiline 14.851,00 TL ödeme yaptığından davacılar vekili Fiba Sigorta …yi ibra ettiğini açmış ve açacak olduğu tüm davalardan ana para, feriler, faiz, yargılama giderleri, vekalet ücretlerinden feragat ettiğini, beyan etmiştir.
Dava, işleten, sürücü ve trafik sigortası Fiba Sigorta aleyhine açılmıştır.
KTK.nun 91. Maddesinde işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir. Aynı yasanın 85. Maddesi ile aracın işletilmesi sırasında 3. Şahısların bedeni ve maddi zarara uğratılmasmdan işleten doğrudan sorumlu tutulmuş, 97.madde gereğince de, zarar görenin, zarara neden olan aracın ZMSS’inden (zorunlu trafik sigortacısından) doğrudan talep ve dava hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Ancak, zorunlu trafik sigortacısının zarardan sorumluluğu 93. madde gereğince belirlenen ve poliçede belirtilen teminat miktarı ile sınırlıdır.
İşleten ve zorunlu trafik sigortacılarının 3.kişilere karşı sorumluluklarının niteliği ise kanundan doğan BK’nin 51. maddesince müteselsilen sorumlu olup, BK’nin 142/1.maddesi gereğince; alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen tahsilini isteyebilir. Borcun tamamen tahsiline kadar bütün borçlulularm sorumluluğunun devam edeceğide aynı yasanın 142/2 maddesinde açıklanmıştır.
Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği defiler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu defi sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşıda ileri sürebilir. Bu defiler BK’nin 143.maddesinde gösterilen ve şahsi ilişkiler veya müteselsil borcun sebep veya konusundan doğan defiler olup bunların dışında ileri sürülen defiler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz. BK’nin şimdiye kadar sözü edilen düzenlemeler alacaklıya karşı dış ilişkilerle ilgili olup, borcun ödenmesinden sonra müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkilerde BK.nun 144 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmadığı takdirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem, iç ilişkide rücu hakkını kısmen veya tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir.
Diğer taraftan davadan feragat, öncelikle bir usul işlemidir. Dava konusu olayda, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı tarafın davalılardan birisi hakkındaki feragati usul hukuku bakımından diğer davalı aleyhine bir sonuç doğurmaz ise de, davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan, davalı … şirketi hakkındaki feragatin, rücu hakkı bulunan diğer davalıyı etkileyip etkilemediğinin üzerinde durulması gerekir.
Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. BK.nun müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği taktirde, diğer müteselsil borçlulara rücü hakkı bulunmaktadır.
Bunun yanında, BK.nun 145/2 maddesine göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğerleri bu oranda borçtan kurtulur. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bil fiil tatmin edilmiş olması gerekir.
Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan feragat etmiş olması veya böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine BK.nun 147. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceğine dair hükmüne havidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava açıldıktan sonra davalı … şirketi davacıya 14.851,00 TL ödeme yapmış, davacı tarafta bu ödemeye istinaden sigortanın limiti 57.500,00 TL olduğunu bildiği halde davasından feragat etmiştir. Bu durumda davacı taraf davalı … şirketini kalan teminat limitinden zimnen feragat etmiştir. Böylelikle davacı taraf davalı … şirketinin durumunu iyileştirirken diğer müteselsil davalıların (borçluların) iç ve dış ilişkideki durumlarını ağırlaştırmıştır. O halde mahkemece BK.nun 145/1 ve 147/2 maddeleri uyarınca davacı feragat etmekle davalı … şirketi tüm borçtan kurtulduğu anlaşılmakla bu ibranamede ve feragattan diğer müteselsil davalılarında yararlanması gerektiği hususu hüküm yerinde tartışılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de,davalı … şirketi tarafından yargılama sırasında yapılan ödemenin güncelleme yapılmadan hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilmesi gerektiği halde,güncelleme yapılarak tazminat tutarından indirim yapılan hatalı bilirkişi raporuna dayanarak tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Yine,Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
O halde, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğun niteliği, kusur oranları da gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı … vekilinin diğer bentler dışında kalan sair temyiz nedenlerinin reddine, (2,3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacılar vekili tarafından vekalet ücreti ve masraflarla ilgili yapılan temyiz itirazlarının bozma neden ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalı …’a geri verilmesine 20.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.