YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14459
KARAR NO : 2013/13924
KARAR TARİHİ : 21.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerin murisi ve desteği …’un davaların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini belirterek davacı anne için 10.000,00 TL manevi, 2.500,00 TL maddi, davacı baba için 10.000,00 manevi, 2.500,00 TL maddi tazminat talep etmiş, 20.10.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı anne için 20.221,72 TL, davacı baba için 17.636,69 TL olarak maddi tazminat taleplerini artırdıklarını belirtmişlerdir.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, hatır taşıması nedeni ile %25 indirim yapılarak; davacı anne için 15.166,29 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminat, davacı baba için 13.227,2 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiş, hüküm; davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacıların temyiz itirazları incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
a) Davalı …, zarara neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır.
2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda, davalı … şirketlerinin davadan önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığından, mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen meblağlara dava tarihinden, ıslâh ile arttırılan meblağlara ise ıslâh tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslâh ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekir. Zira, davalı … ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı … bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil, kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Bu itibarla, sigorta şirketlerine başvuru yapılması veya dava açılmasıyla; kaza, davalı … şirketlerine ihbar edilmiş olacağından, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olacaktır. Daire’nin son uygulamaları da bu yöndedir.
Bu durumda mahkemece, tazminat alacağının tamamı için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, ıslâh edilen kısma ıslâh tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değil, bozma nedenidir.
b) Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, B.K.’nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K’nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacıların desteği …’un meydana gelen kazada bir kusurunun bulunmaması ve olay tarihinin 26.10.2006 olması karşısında takdir olunan manevi tazminatın çok düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılardan Kerim Öğütçünün tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2(a-b) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.417,02 TL kalan harcın temyiz eden davalı …’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.