YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14583
KARAR NO : 2013/17021
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davacı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiş, davalı … tarafından duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 3.12.2013 Salı günü davacı vekili Avukat … ile davalı … vekili Avukat … ve davalı … geldiler. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı … vekili, davalı borçlu Aytaç aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmaz hisselerini davalı …’e onun da diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili ile davalılar … ve … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu satışın anlaşmalı olarak gerçekleştirildiğini söylemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satışının davacının takibinden önce gerçekleştiği ve davanın sübuta ermediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davaları, borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Somut olayda 8 nolu parselin 1/2 hissesinin davalı borçlu tarafından iptali istenen tasarruf tarihinde
önce davalı borçlunun eşi müteveffa İsmet adına yapıldığı daha sonra davalı …’ ve ondan da diğer davalılara satıldığı tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda dava dışı mütevaffa…’in tüm mirasçılarının bu parsel açısından davaya dahil edilmesi gerekir. Taraf teşkili dava şartlarından olup taraf teşkili sağlanmadan bu parsel için davaya devam olunamaz. Bu nedenle adı geçen İsmet’in nüfus kayıdı da getirtilerek mirasçılarının davaya dahil edilmesi, bildirdikleri takdirde delilleri toplanarak hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi yerine 8 nolu parsel açısında taraf teşkili sağlanmadan davaya devam ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. m. 281 ). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Somut olayda yukarıdaki araştırmaların tam olarak yapıldığı söylenemez. Dava konusu taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerlerinin ne kadar olduğu belirlenip taşınmazlar üzerinde mevcut olduğu belli olan ancak tasarruf tarihinde düşüp düşmedikleri başka bir ifade ile halen takyidat olarak kabul edilip edilemeyecekleri araştırılarak bir bedel karşılaştırması yapılmadığı gibi borçlu ile 3. kişi … arasındaki tanıdıklık durumu ve bundan yola çıkarak da davalı …’in davalı borçlu Aytaç’ın alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olup olmadığı üzerinde de durulmamıştır. Şüphesiz taşınmazların satışında borçlunun muvazaa olduğunu kabulü tek başına yeterli sayılamaz ancak gerçekten böyle bir muvazaalı satış olup olmadığının yukarıda izah edildiği yöntemle belirlenmesi de zorunludur.
Davanın dayanağı olan takipten dolayı dava konusu taşınmazlar üzerinde haczin mevcut olmaması da yapılan tasarrufların muvazaadan ari olduklarını göstermez.
Açıklanan nedenlerle 8 numaralı parsel açısından taraf teşkilinin sağlanması ve hem 7 hem de 8 numaralı parseller açısından da az yukarıda belirtilen şekilde iptal koşullarının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalı …’dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı … yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’a geri verilmesine 03.12.2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.