YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15145
KARAR NO : 2013/4995
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının sürücüsü olduğu aracın trafik kazası sonucu müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu, hasar bedelinin davacı tarafından ödendiğini ileri sürerek, dava dışı sigorta şirketlerinden tahsil edilen miktarlar düşüldükten sonra bakiye zarar bedeli yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 01.12.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 10.980,66 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı duruşmalara katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Gerekçeli karar davalıya usulen tebliğ edilmediğinden, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dava, TTK.’nun 1301. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472/1) maddesine göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılması, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile
mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36.maddesi ve HUMK’nun 73.maddesinde (HMK 27.madde) çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Öte yandan, tebligat bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Somut olayda, dava dilekçesi davalıya Tebligat Kanununun 35.maddesi uyarınca tebliğ edilmiş ise de davalının dava ve tebligat tarihi itibariyle bu adreste ikamet etmediği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece davalıya usule uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği ile savunma ve delillerinin toplanması, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 8.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.